ali's profileali's spacePhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
October 16 aşk üzerineher insan hayatrı boyunca aşk dönemleri vardır. eğer aşık olduğu canlı, cansız,, ideoloji, nesne herneyse o kendince mükemmeldir. kusurlarını görmezden gelir hatta o kusurlar aşık olduğu şeyin kusursuzlugu olarak görür(karasevda). baz<en bir ömür boyu bazende bir an sürer, bazen şiddetli bir sıtma gibi titretir bazende hafif bir titreme gelir, bazen fıtına gibi estirir bazende yaz dan kalma meltem gibi yavaş . işte böyle örnekleri çogaltmak mümkün. buradaki aşkın şiddeti kendisiyle ne kadar özdeşleştirdiği ile alakalaıdır. onda bulunan her hal kendisinin varlık nedenidir. onun her hali güzel gelir ezasıda cefasıda derlerya onunla geçirdiği her an zamandan ve mekandan kopmasıdır. gözlerde toz pembe gözlükler her kusur ve noksanlık gözükmez olmuştur gecenin karanlığı gibi her şeyi kaplayan toz pembe yalnız o ve kendi kalmıştır çoğu zman yaşnız o vardır her şeyde canan vardır
canan öyle bir sudurki içtikçe susuzlugun artar kendine baktığında onu görmeye başlar burası artık kopma noktasıdır (karasevda). canan için çekilen acılar duyulmaz olur ne gerisi vardır nede ilersi yalnızca o an vardır yaşanmalıdır insansı yönlerin coşturur yada hayvani bazen hırsa kapşır bazen dillerin nameler dökülür tıpkı yunus emre misali
benim anlatmak istediğim sadece insan olan aşk değil maddeye takıma ideolojiye hatta kendine bile
işte bir yerde bulduğum bir hikaye
"""
Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil. Bir gün, adanın batmakta olduğu duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş, çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş. Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş.
Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde geçmekteymiş. Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın ?" diye sormuş. Zenginlik, "Hayır, alamam. Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş. Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir 'den yardım istemiş. "Kibir, lütfen bana yardım et !" "Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermiş Kibir. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: "Üzüntü, seninle geleyim." "Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var."Mutluluk da Aşk 'ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk 'ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. "Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..." Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk 'a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi 'ye sormuş: "Bana yardım eden kimdi?""O, Zaman 'dı" diye cevap vermiş Bilgi. "Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş: "Çünkü sadece Zaman Aşk' ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir..."
"" belki buradaki her karekter o nesneye aşıktır. çoğu zaman paylaşılmaz olur. gizli hazinedir(platonik deniyordu galiba). bazen haykıran taraftarlar (fanatikte denebilir) bazen ölüme gidilir (vatan aşıkları) nasıl burada anlam karmaşası olmasın anlatmak istediğim aşırı seven anlamında sadece insana değil
cimriler para aşıkları her şeyin varlık sebebi alamıyacağı hiç bir şey yoktur yaptıramıyacağı iş yoktur onlar için paralarla oynar sayar çoğu zaman konuşur bile ne sağlık önemlidir nede akraba çoğu zaman akraba evliliği dahi yaptırı çocuklarına mezarına dahi götürür kalktığımda en zengin ben olayım diye (firavun)
spor fanatikleri onlar için hayat iki renkten ibaret biri takımının diğeri öteki renkler iki takım vardır biri kendi takımı diğerleri, iki gurup vardır kendi takımını tutanlar diğerleri hayatta en güzel şey takımının olanlardır hüzünde mutlulukta onlara aittir fantikliktir damarını kesse takının rengi akacak zanneder . gol atanlar ilahlaştırılır gönüllerde en büyük onlardır başka büyük yoktur dünyada araba , kulüp, kumar , içki , uyuşturucu her ne kadar bağımlılık yapsada artık sevgili olmuştur damarlarında dolaşıyordur istesede bırakamıyacağını zanneder (doğrudurda) asıl meseleye geldik din tutkunları yada dinsizlik tutkınları her biri takım tutar gibi din tutarlar ya babadan oğula geçer yada doğmatik yaptırımlardır onları buna aşık eden evrimciler , hiristiyanlar, museviler , müslümanlar en basiti evrimci aşkıdır gözleri kör olmuştur bir kanıt bulduk insanla maymun arası bir iki yıl sonra çıkar foyası çensi maymun kafa tası insan gerisi bilmem ne bela sonra yine aramaya koyulurlar hayvanlar birbiriine benziyor muhakkak evrim olmalı ruh nasıl evrimleştiyse artık bunun sonu yok efsunlanmıştır artık gönlüde beynide sanki aklında bir sis vardırda gerçeği anlayamaz gözlerimnde perde vardırda gerçeği göremez işte böyledir evrimci aşkı hristiyanlık aşkıda başkadır onunkisi inadi bir hastalık gibidir tıpkı musevilik gibi yo karalama değil sözlerim bize göre nasıl görünüyorsa öyle aynadan yansıyanlar misali diğer dinlerde öyle değilmi mantıklı birşey isterler ama din mantık üstüdür yoksa sınavın ne anlamı kalırdıki her din kendini mutlak doğruluk üzerine hayat felselerine göre bir takım emirleri vardır verilen emirlerin yüzde doksan dokuzu doğrudur (yalan söyleme hırsızlık yapma kötülük yapma) her hangi bir dinde hırsızlık iyi birşey yapın dediğinide duymadım ama aşk dedikya dine aşık olmakta böyle birşey buradaki aşk bağlılık olarakta görülrbilir sevgide yanlışlar göz önündeyken gözler görmez olur her şeye bir mazeret vardır bu müslümanlık içinde geçerli mazeretler gerçek olduğu sürece aşklar gerçek aşk olduğu sürece iyidir faydalıdır Allaha kul olan başkasına kul olmaması gibi ya gerçek aşkı nasıl bulacağız gerçekleri nasıl göreceğiz gözümüz ve ruhumuzdaki aklımızdaki bu buhranları nasıl aşacağız gertçekler gerçekten gerçek mi? müslümanlarda dini sömürü var şeyhler üstatlar halifeler ya bunların hangisi gerçekleri belirtiyor ben şunu söyleyim her insanın gerçekleri ayrı olduğuna karar verdim belkide her kesimin her insanın bağlı olduğu birileri olmalı yol göstericisi olmayanın klavuzu şeytan olacağı muhakkak belkide hayatta sınazların anlamı budur aklındaki buhranları dağıtıp gerçeği bulmalı insan. dini bilgisi eksik olanların dini:i bu kesim hayata köle gibidir akıl yürütmezler sadece olgular vardır yönlendirmeler vardır(batı bunu fark ettiğinden televizyon icad oldu) bu gurup neden kendini geliştirmeye okumaya yöneltmez en azından düşünmeye hadi bir kör döngü deyimi vardır kara delik gibi cahillik daha çok cahilliği oda zalim hükümdarı zalim hükümdar anarşiyi arnarşide şiddeti şiddet huzursuzluğu huzursuzluk savaşı göz yaşını böyle toplum kendi içinde kördüğüme bağlanır belkide ırak gibi aklı başına getirilmeli sen kendini yönetemezsen başkası gelir oda senin istediğin gibi yönetmez. bir zamanlar türkiyeyi arkadan vuran her millet bu cahilliklerinin eseridir bunun aşkla alakası nedir dersenir bilinçsiz sevdanın sonu hüsrandır kuzunun kurda aşık olması gibi sen Allahı dağta taşta ararsan olacağı bu Allahı ararsan kalbinde ara (ben bazen sert konuşuyorum affola) zaman ideolojilerin aşklarıyla milyonların kanına girdi kardeşi kardeşe vurdurdu ama insanlık için kötüyü değil hepsinin felsefesinde rahatı ve mutluluğu vaad ediyordu aslında insan huzura sahip olmak için ideolojiye ihtiyaç duyarmı kendin olmak derizya yok anlamaz aşıktır o gözü karadır yada bizim tabirimizle mühürlenmiştir. ebucehilin(cahillerin babası) de bir kara sevdaydı inadi bir aşktı belkide ( gerçi aşkın adını kirletmesek daha iyi olurdu ama konumuz bu)
benim anlamadığım burada aşk kötümü bu kadar. yaşayanlara sormak lazım gertçekte bunların hangisini yaşamak lazım? birde aşklar alıntılar """ Aşk Nedir? Aşk nedir?
Aşk "İyi geceler öpücüğü"nü uzun tutmaktır. Beklentidir. Aşk delicesine flört ederken yanındakinin hiç bir şey yapmama hakkını teslim etmektir. Saygıdır. Aşk zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. Kabullenmektir. Aşk şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. Sabırdır. Aşk saçlarda başlayıp topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir. Aşk "Sevişelim" demeden sevişmek, yanındakinin ne istediğini bilmektir. Anlaşmaktır. Aşk bağlandığını sandığında, karşındakine "hayır" deme şansını tanımaktır. İnceliktir. Aşk korumaktır. Sorumluluktur. Aşk ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir. Mizahtır. Aşk "Durma yoksa seni öldürürüm" lafını duymaktır. Şehvettir. Aşk evinizdeki herşeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir. Aşk sevgilinizin ne olduğunu bütün çıplaklığıyla görmektir. Gerçektir. Aşk saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır. Neşedir. Aşk sizi kucaklayan kolların gittikçe daha çok sarılmasıdır. Mutluluktur. Aşk gecenin bir vaktinde "Sen uyu benim gitmem gerek" dediğinizde "Uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi tercih ederim" cevabını almaktır. Sıcaklıktır. Aşk tanıdığınızı zannettiğiniz insanın yeni yanlarını keşfetmektir. Tazeliktir. Aşk uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır. Düşlerin gerçek olmasıdır. Aşk kocaman yatağın üçte birine sığışmaktır. Yakınlıktır. Aşk evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır. Güvendir. Aşk "Hoşçakal" dedikten sonra tekrar karşılaşacağını bilmektir. Kaderdir. Aşk "gerindiğinde sızlayan vücut" lafının anlamını bilmektir. Derstir. Aşk ecza dolabını açtığında, dişmacunu kapağını kapatılmamış bulmaktır. Uyumdur. Aşk pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır. Düşüncedir. Aşk rüzgarın ağaçların arasında dolaşırken çıkardığı sesi dinleyip sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır. Yalnızlıktır. Aşk asla anlatılmayacak hikâyelerdir. Özeldir. Aşk ..acıların, gözyaşlarının, gece yarısı hıçkırarak uyanmaların , her an terkedilmenin bir başlangıcıdır ( Mutsuz) Aşk herşeye rağmen sevmektir , teslim olmak , aşk aşktır ve herşeye değer .....
"""" neyse sevgiyle kalın October 12 TABUT...Tahtadan yapılmış bir uzun kutu; Baş tarafı geniş, ayak ucu dar. Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu, Yarın kendileri dolduracaklar. Her yandan küçülen bir oda gibi, Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış. Sanki bir taş bebek kutuda gibi, Hayalim, içinde uzanmış kalmış. Cılız vücuduma tam görünse de, İçim, bu dar yere sığılmaz diyor. Geride kalanlar hep dövünse de, İnsan birer birer yine giriyor. Ölenler yeniden doğarmış; gerçek! Tabut değildir bu, bir tahta kundak. Bu ağır hediye kime gidecek, Çakılır çakılmaz üstüne kapak? mevlanaGöklerle yeri bir elma farzet…Tanrı’nın kudret ağacından bitmiş. Dünyada neye sevindiysen,ondan ayrılacağınıda bir düşün hele! YEDI ÖGÜT evrimimizEvrimciler ne kadar uğraşırsa uğraşsın güneş balçıkla sıvanmaz. Maymundan geldiğini söyleyenler olduğu gibi, ayıdan geldiklerini söyleyenleri de vardır. Bir İtalyan profesörü, insanın maymundan değil, ayıdan geldiğine dair üç delil ortaya atmıştır: 2- Ayı, dişisi ile, yavrularının görmediği bir yerde çiftleşir. Halbuki maymunda böyle bir şey yoktur. Yavrularının yanında da çiftleşir. 3- Oyuncak dükkanına giden bebekler, ayı oyuncaklarını tercih ederler. Bu deliller insanların ayıdan geldiğini gösterir. Maymun teorisi gibi ayı teorisi de, ilim adına uydurulmuş bir rezalettir. 3.’de Koptum Zaten …. Hadi İYİ GECELER (alıntıdır) İslam alimleriayrıca muslumanların günümüzdeki halini görüp aldananlara islamiyet in ilimle alakası olmadıgını ( deprem karikatürünü çizen şerefsize sözüm ) bu listeye baksın İlk kağıt fabrikasını kuran alim İbni Fazıl Kızamık ve çiçek hastalığını keşfeden; alim Razi Mikrobu ilk tanımlayan alim Akşemseddin Cüzzamı bulan alim … İbni Cessar Vebanın bulaşıcı olduğunu bulan alim İbni Hatip Verem mikrobunu bulan alim Kambur Vesîm Retina tabakasını bulan alim İbni • Rüşd İlk göz ameliyatını yapan alim Ammar İlk kanser ameliyatını yapan alim Ali bin Abbas Küçük kan dolaşımını bulan alim İbnünnefis İlk Tabipler odası başkanı Ali bin Rıdvan Sıfırı ilk kullanan alim Harizmi Trigonometriyi ilk bulan alim Battani Tanjant, kotanjant ve kosekantı ilk kullanan alim Ebul Vefa Trigonometri kitabını yazan alim Nasiruddin Tusi İlk trigonometrik dönüşüm formülünü bulan alim İbni Yunus Binom formülünü ilk bulan alim Ömer Hayyam İlk difransiyel kitabını yazan alim. Sabit bin Kurra Ondalık kesiri ilk bulan alim Gıyaseddin Cemşid İlk usturlabı yapan alim Zerkali Dünyanın döndüğünü keşfeden ilk alim Biruni Dünyanın çevresini ilk ölçen alim Musa kardeşler Güneşin yüzündeki lekeleri ilk bulan alim Fergani Yıldızların yer ve açıklıklarını ölçen ve ilk cetveli geliştiren alim Cabir bin Eflah İlk otomatik kontrol sistemleri tasarlayan alim Ahmet bin Musa Sibernetiği ilk kuran alim. İsmail-El Gezeri İlk optik temellerini koyan alim İbni Heysem Sesin .fiziki açıklamasını ilk yapan alim Farabi İlk torna tezgahını yapan alim İbni Karara İlk uçağı yapan alim Ebu Firnas Yer çekimini ilk bulan alim Razi Sarkaçlı saati ilk yapan alim İbni Yunus Maddelerin özgül ağırlığını ilk hesaplayan alim Hazini Atomun parçalanabileceğim ilk bulan alim Cabir bin Hayyan Gök kuşağını ilk açıklayan alim Kutbettin Şirazi İlk kimya laboratuarını kuran alim. Cabir Saf alkolü ilk elde eden alim Razi Fosforu ilk bulan alim Beşir Havan topunu ilk bulan alim Fatih Sultan Mehmed İlk kıta seyahatnamesini yazan alim İbni Battuta İlk dünya haritasını çizen alim Mürsiyeli İbrahim İlk ecza kitabını yazan alim İbni Baytar (alıntıdır) September 27 Renkler ve hayatımızRenklerin insanların üzerinde bıraktığı etkileri zaman zaman duymuşsunuzdur. Hayatımızda karşılaştıgımız örnekler ve öğrendiğimiz bilgiler doğrultusunda bazı sonuçlar elde edilmiştir.... Eğer bir restoran açacaksanız, şirketinizi dekore edecekseniz veya bir logo tasarlayacaksanız bu yazıyı okumanız gerekior..
September 16 OSMANLI DEVLET ARMASINDA BULUNANA REMZ VE ALAMETLERİN ANLAMI Güneş halifeliği, ay padişahlığı, silahlar devlet gücünü, çiçekler sevgi ve muhabbeti, terazi adaleti, kitap hukuku ve Allahın kanunlarına bağlılığı en alttaki yuvarlak şekiller başarılı kişilere verilen devlet nişanlarını ifade eder. En üstteki yuvarlak içindeki tuğra devrin padişahının tuğrasıdır.Ayın içindeki yazı: Osmanlı Devletinin Padişahları Allah-u Taalâ'nın muaffak kılması ve yardım etmesine dayanırlar ŞEYH EDEBALI'NIN OSMAN BEY'E NASİHATIOğul, İnsanlar vardır,şafak vaktinde doğar Akşam ezanında ölürler.
Avun oğlum avun, Güçlüsün,kuvvetlisin,akıllısın,kelamlısın Ama,bunları nerede,nasıl kullanacağını bilmezsen Öfken ve nefsin bir olup aklını yener, Sabah rüzgârlarında savrulur gidersin.
Daima sabırlı,sebatlı ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmeyen gizemler,bilinmeyenler, Görülmeyenler, Ancak senin erdemlerinle Gün ışığına çıkacaklar.
Ananı-atanı say.Bereket büyüklerle beraberdeir. Bu dünya inancını kaybedersen Yeşilken çorak olur,çöllere dönersin. Açık sözlü ol. Her sözü üstüne alma,gördün söyleme,bildin bilme. Sevildiğin yere sık gidip gelme. Kalkar itibarın, muhabbet olmaz. Üç kişeye acı: Cahiller arasındaki alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene. Unnutmaki! Yüksekte yer tutanlar Aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklı olduğunda mücadeleden korkma. Bilesin ki atın iyisine doru, Yiğidin iyisine deli derler... AHİLİK EDEPLERİHARAMA BAKMA NEFSİNE HAKİM OL HARAM YEME DOĞRU,SABIRLI,DAYANAKLI OL YALAN SÖYLEME BÜYÜKLERİNDEN ÖNCE SÖZE BAŞLAMA KİMSEYİ KANDIRMA KANAATKÂR OL DÜNYA MALINA TAMAH ETME YANLIŞ ÖLÇME EKSİK TARTMA KUVVETLİ VE ÜSTÜN DURUMDA İKEN AFFETMESİNİ, HİDDETLİ İKEN YUMUŞAK DAVRANMASINI BİL KENDİN MUHTAÇ İKEN BİLE BAŞKASINA VERECEK KADAR CÖMERT OL DİN VE MEZHEP AYRILIĞI GÖZETMEDEN BÜTÜN İNSANLARA KARŞI SEVGİ BESLE TOPRAĞA BAĞLAN SUYU İSRAF ETME AĞAÇ DİK GÜÇLÜ OLMAK İÇİN KUR'AN-I KERİM OKU BAĞI BAHÇEYİ VİRAN BIRAKMA HADİS EZBERLE BİLDİKLERİNİ ÖĞRET FAYDALIYI FAYDASIZI AYIRMASINI BİL ...
August 31 İnsan Hallerinde Allaha YaklaşımNESELI ANLARDA ALLAHA SÜKRET ZOR ANLARDA ALLAHI ARA. SESSIZ ANLARDA ALLAHA IBADET ET. ÜZÜNTÜLÜ ANLARDA ALLAHA GÜVEN. HER ANIN IÇIN ALLAHA TESEKKÜR ET BİR BELEYA UĞRAMIŞ GÖRDÜĞÜNDE HAMDET AMA ASLA BELA İÇİNDEYKEN ŞÜKRETME ÇÜNKÜ ŞÜKÜR ARTIRICIDIR. August 15 KOLA VE SAGLIK ILISKISI
Bir litre kolali icecek yaklasik 400 kalori esdegeri seker, 0,15 gram kafein Kolali iceceklerin esas zararli etkisi ise kemikler uzerinde oluyor. Bundan
13/12/2003 Cumhuriyet Gazetesi July 31 kaderKader;
soru:madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre
oluyor.o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?
cevap:evet herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre
oluyor.ama,defterde yazılı olduğu için o şey olmuyor.
mesela;meteroloji uzmanı,uydudan gelen fotoğraflara bakarak geleceği
görebilmektedir.bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş
alanı genişler hemde geleceği görebilir. uzman, uydudan görüyor
ki,Türkiye"nin batısından yağmur bulutları geliyor.bulutların
hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları
yazıyor,"yarın türkiye bulutlu ve yağışlı
olacak".bulutların gelmesine bir gün var.bir gün sonra türkiye
bulutlu ve yağışlı olsa;acaba meteroloji uzmanı bir gün önceden
deftere,bu olayı yazdığı içinmi olaylar oluyor?yoksa uzman
olayları uydudan önceden gördüdemi yazdı.
doğru cevap;gördüde yazdı.yazdığı için olaylar olmamakta,fakat
olayın öyle olacağını önceden görüp yazmıştır.
Mesela;aklı başında bir kişiyi, siz sırtınıza alsanız,nereye
gitmek istersen seni oraya götüreceğim deseniz,diyelim ki iki yol
var biri,tehlikeli yol, öteki tehlikesiz yol.siz baştan o kişiye
uyarıda bulunarak her iki yolun durumunu anlatsanız buna rağmen,o
kişi beni tehlikeli yoldan götür dese,o tehlikeli yolda başına bir
kaza gelse ,size diyebilirmi ki,bak senin yüzünden başıma bu kaza
geldi diyemez.çünkü kendi iradesiyle tehlikeli yolu
seçmiştir.götüren değil,isteyen suçludur.Güç ve kuvvet yalnız
Allah"tandır.bunu felçli hastalar daha iyi bilir.Götüren
Allah"tır, fakat tehlikeli yolda gitmek isteyen,insan suçludur. Hem
insan başıboş bırakılmış da değildir. Cüz-i iradesinden başka
kendisine ait günahları ve borçları vardır.sevaptaki hissesi ise
pek azdır.Kimin ve neyin sayesinde sevap işlemiştir düşünmesi
gerekir.
Allah;
birzaman gayet zengin bir ressam,sergi açmak istemiş,fakat sahnenin
gerisinde durmuş kendisini konuklara göstermemiş.konuklara
hertürlü ikramı yapmış.sergiyi gezen misafirler,harika resimlere
bakmışlar,ne kadar güzel resimler diyerek aralarında konuşurlarken
birisi, ressamı göremediği için, acaba bu resimler nasıl olmuştur
diye bir soru ortaya atmış.bir kısım insanlar,bu resimler kendi
kendine olmuştur demişler.bir kısım insanlar resimleri tabiiyyat
kanunlarının yaptığını iddia etmişler.bir kısım insanlar ise
resimleri,resmi meydana getiren,boya,fırça, tablo birlikte bu resmi
kafa kafaya vermişler meydana getirmiştir demişler.bir kısım
insanlar ise,harika resimleri ancak bir ressam tarafından
yapılabileceğini söyleyerek,kendilerine ikramda bulunan ressamı
içeriden,alkışlar ile davet edip,kendisiyle tanışmış ve
teşekkür etmişler.işte biz o ressama Allah diyoruz.ressamdan
farkı, gerçek ve canlı resimler yaratmasıdır.
Resim,ressamın bir parcası olmadığı gibi; ressam da, resmin bir
parçası değildir.
Soru:Peki,Allah"ı kim yaratmıştır?sorusu(şeytanın insanları
kandırmak için sorduğu sorudur) genellikle insanların kafasının
karışmasına yol açmış,bu soruda takılıp kalmışlardır.
İnsanların bu sorunun cevabını bulmaya çalışması,nafiledir.
Mesela; diyelimki bir saraya girmek için yüz kapı var,ama bir kapı
kapalı ve sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilir ve anahtarda
sadece ondadır.Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık
doksandokuz kapının herhangi birinden içeri girebilir.Fakat kapalı
kapının önünde durup o kapıyı açamayınca,bu saraya girilemez
diyemez,Çünkü diğer doksandokuz kapı açıktır.Aynen
öylede,Allah"ı kim yaratmıştır, sorusu farzedelim ki kapalı bir
kapıdır.O kapının anahtarı sadece Allah"tadır.Allah"a inanmak
için doksandokuz kapı açıktır.Ama inat edip,kapalı kapının
önünde durmak ve saray sahibini inkar etmek ve açık kapıdan saraya
girmemek akıl karı değildir.
Peki Allah yoksa,bu kainatı kim yaratmıştır? bu kainat nasıl
olmuştur?yani yukarıdaki harika resimler nasıl olmuştur? sorusunun
cevabını inat edenlerin vermesi gerekir.
İlmin kapısı Hz.Ali şöyle der,"Varsayalım ki inanmayan inat
edenlerin dediği gibi Allah,ahiret,cennet,hesap kitap, vs.yok.Ne
inanana bir şey olur,nede inanmamakta inat edene.Ama ya
varsa,"inanana yine bir şey olmaz ama inanmamakta inat eden; işini
şansa bırakmış olur ki buda akıl karı değildir.
Tevekkül ve dua;
bir çifçi,evvela(önşart);ürün almak için,1-toprağını nadasa
koyacak,2-toprağını sürecek,tohumu dikecek,3-sulayacak.vb.fiili dua
edecek.
Sonra; Allah"a ,ürün vermesi için kavli(sözlü) dua
edecek.Çünkü bir afet gelir ürünü alıp
götürebilir.Mesela;Çekirge ve sel afeti gibi.Şartlardan birinin
eksik olması,neticeye engeldir.
Dua eden kişi için o istediği, kendisi hakkında hayırlı olup
olmadığını dua eden bilemez.O halde duam niye,niçin kabül
edilmedi diye,üzülmemelidir.
Mesela;Bir anne ve baba hiçbir zaman çocuğunun kötülüğünü
istemediği için ,terbiyeye muhtaç çocuğunun her istediğini de
yapmaz .Bu imtihan dünyasında,sınırlı ve kayıtlı olduğumuz
için her istediğimizi elde edemeyiz,her istediğimizi
yapamayız.Fakat her istediğimizi elde edecek ve her istediğimizi
yapabileceğimiz bir yer vardır ki o yere cennet derler.
Her şeye muhtaç olan kişinin , Samed olan Allah"ın kapısını
çalması doğru bir şeydir.Yanlış olan, herşeye muhtaç bir
kişinin, kendisini hiçbirşeye muhtaç olmadığını zannetmesi ve
dua etmemesidir.
Şeytan,
Şeytan"ın aslı cin olup ateşten yaratılmıştır.İnsanın
apaçık,bir düşmanıdır.Mahlukatı,Allah"a düşman etmek için
fırsat kollar. Bu hayatı insanlar için cehenneme çevirmeye
çalışır. İnsan, şeytan"dan herbakımdan üstündür.Fakat
şeytan"ıda hafife almamak gerekir.Çünkü Hz.Adem babamız ile
Hz.Havva annemizin cennetten çıkmasına vesile olmuştur.Biz
şeytanın inadına,bu dünyayı cennete çevirmek için
çalışmalıyız.
Sakın sizi şeytan, Allah afedicidir diye yanıltmasın.Çünkü,
Allah af edicidir ama, kul hakkı hariçtir.
Şeytan,Allah"ı inkar etmemektedir ama,O"na düşman olduğu,iman
etmediği için ezeli ve ebedi olarak cehennemden çıkamayacaktır.
İnkar etmemek ayrıdır,iman etmek ayrıdır,hiç inanmamak ise,hiçmi
hiç akıl karı değildir.İnsanlar korku ile ümit arasında olmalı.
Acaba cennetlikmiyim, yoksa cehennemlikmiyim sorusunu merak
etmek yerine, en kötü ihtimali göz önüne alarak, tedbirimizi
almak; daha akıllıca bir iş olsa gerektir.Allah'tan ancak O"na
iman etmeyenler,ümidini keser. Son nefese kadar,kimin ne
olacağı,(şeytan hariç)bizce mechuldur.Cennet ucuz olmadığı gibi,
cehennem dahi lüzümsuz değildir.
Din,
Her semavi hak dinler,medeniyetin ve insanın maddeten ve manen
yükselmesini,daha iyiye ve ileri gitmesini savunur. İslam,bir lokma
bir hırka felsefesine karşıdır.Yarın ölecekmiş gibi, ahirete,
hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya teşvik eder,İki günü aynı olan
ziyandadır,komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir, haksız yere
bir insanı öldüren,tüm insanlığı öldürmüş gibidir,
düşüncesini savunur.Tek ilah vardır. O ilahın adı Allah"dır.
Zerrece Allah"a imanı olan ve O"na düşman olmayan herkez,
hesaptan sonra cennete girecektir. İslam; Peygamberi
Hz.Muhammed"tir,Kitabı Kuran-ı Kerim"dir. Bir Müslüman,hem
İncile,hem Hz.İsa"ya, hem,Tevrata, hem Hz.Musa"ya yani tüm
semavi kitap ve peygamberlere zaten inandığı için din
değiştirmesi, hiçmi hiç akıl karı değildir.
Namaz,
Dininin direğidir.Bir insan,Allah"ın benim namazıma ihtiyacı
yoktur,demesi,hasta birinsinin,doktara "ey doktor senin ilaca ne
ihtiyacın var demesine benzer ki,Allah"ın bizim namazımıza
elbetteki ihtiyacı yoktur,bizim namaza ihtiyacımız vardır.Bedenin
havaya ve suya ihtiyacı olduğu gibi, ruhunda manevi gıdaya ihtiyacı
vardır ki o gıdalardan biriside "Hu" kelimesidir.İnsanlar her
nefes verişte bilmeden,gayri ihtiyari "hu" derler.Hu ,Allah
demektir.Aslında her şey Allah"ı anmaktadır.İnsanın bu dünyaya
gönderilmesinin sebebi ve hikmeti ,Allah"ı tanımak ,O"na dua ve
ibadet etmektir.
Hayat,
Helal şekilde;
Çalışınız,kazanınız,yiyiniz,dağıtınız,paylaşınız,ama
israf etmeyiniz.Kara günler, yaşlılığınız ve ahiret
içinde,azık ayırınız. İlimin ,malın ve kuvvetin önemini fark
ediniz.Bunları insanlığın hayrı için ve helal bir şekilde
kullanınız.
Şeytanın,dünyayı fesada veren ve insanlar için dünyayı
çehenneme çeviren,sen çalış ben yiyeyim ve ben tok olayım
başkası açlıktan ölsün bana ne düşüncesini ,ortadan kaldırmak
ve sosyal dengeleri kurmak için çalışmak insanlığa yapılacak en
büyük hayırlardan biri olsa gerektir.
İlim,
Bir zaman iki ayna var imiş,her iki aynada yüzlerini gökteki
güneşe çevirmiş,aynalarda akseden,tecelli eden güneşi ,
insanların yüzlerine her iki ayna da çevirdiğinde, insanların
gözlerini kamaştırmışlar. Aynalardan biri gururlanarak ben
insanların gözlerini kamaştırdım diye gururlanmış ve kendisinde
bir şeyler olduğunu tevehhüm, zan etmiş.Diğer ayna ise mütevazı
birşekilde,aslında kendisinde bizatihi bir şey
olmadığını,gökteki güneş olmasa hiçbirşeye yaramadığını,
önceki aynaya söylemiş. İşte gururlu ayna, sihir ve büyü gibi
zararlı ilimler ile ilgilenip insanları kendisinin etkilediğini
zanneden şeytan gibidir.Ama mütevazı ayna ise mücize ve kerametin
asıl sahibinin kendisi olmadığını bilen ve faydalı ilimler ile
ilgilenen bilge kişidir.Gıbta edilecek kişi gökteki güneşin ısı
ve ışığına mazhar olan kendisini güneş zannetmeyen ama güneşi
gösteren, kişidir.Bu aynaların en güzelleri peygamberlere aittir.en
kötüleri ise şeytan ve şeytan gibilere aittir. Şeytan ve şeytan
gibi kötü kişilerin şerrinden Allah"a sığınmak
gerektir.Çünkü insanları ve insanlığı tesirleri altına
alabilmekte ve aldatabilmektedirler.Her insan kabiliyeti nispetinde
güneşe mahzar olabilir ve olmalıdırda. Asıl olan aynayı
insanlığın hayrına kullanmak ve ayna olduğunu hiçbirzaman
unutmamaktır.Aynadan kasıt insan, güneşten kasıt ise,Allah'tır.
Güneş bize ışık ve ısısı ile çok yakındır,biz ise güneşe
çok uzağız.Ama ayna vasıtasıyla,bir nebze güneşin özelliklerini
anlayabiliriz. Veya uzay mekiği ile güneşin hakiki nuruna ve
ısısına yaklaşabiliriz onu yakından inceleyebiliriz ki,bunu mirac
hadisesinde Hz.Muhammed bizzat refref'e binerek çok kısa bir zaman
zarfında yapmıştır. Cenneti,cehennemi ve kainatın
yaratıcısını görmüş,gidipte görenmi var veya gidipte dönenmi
var sorusunuda cevapsız bırakmamıştır.
Mesela, koca bir kütlesi olan dünyamızı,vasıtasız ve çok
süratli birşekilde götüren ve döndüren, bir insanı elbette ve
evleviyetle daha hızlı ve kısa bir sürede götürmeye ve geri
getirmeye muktedirdir ve aynen öylede olmuştur.
İnsanlığa faydalı bilgileri, tanıdık,tanımadık,başkaları ile
de paylaşınız,yayınız. Ben bu bilgileri bilmiyordum,bana kimse
öğretmedi diyen kişinin hesabı; bilenden, bildiği halde susandan
ve hakikatı ve doğruyu yaymayandan sorulacaktır. Malın zekatı
olduğu gibi,ilminde zekatı ve kuvvetinde bir zekatı vardır.Bilen
ile bilmeyen bir değildir.İlim mümin"in yitiğidir, nerede olursa
alır.İlim Çin"dede olsa alınız.Hayatta,en hakiki murşit
ilimdir. Faydalı tüm ilimlerden istifade ediniz,ettiriniz. Beşikten
mezara kadar ilim öğreniniz. Okuyunuz,okutunuz.Ne demiş yunus
emre,'İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir,sen kendini bilmez
isen ilim nice okumaktır.'
Ruh nedir;
Ruh insanın aslıdır,kendisidir.Mahiyeti,bir şekli sureti ve şuuru
olan bir kanundur, yerçekimi kanunu gibi,ama yerçekimi kanununun bir
şekli, sureti ve şuuru yoktur.Fakat dünyadaki işleri yapabilmesi
için, ruh"un elbisesi,bineği mahiyetinde olan bedene ihtiyacı
vardır.Ruh katiyen bakidir,yani ölümsüzdür. Ey insanlar, baki bir
aleme gideceksiniz,o halde hazırlıklı olun.Ölüm,ruhun bedenden
çıkması daha önce vefat etmiş olan sevgili anne ve babanızın ve
dostlarınızın yanına gitmektir.
Mesela ;bir şöför nasıl aracından inince araba hiçbir işe
yaramaz ise,ruh"ta beden aracından inince, beden hiçbir işe
yaramaz.Kabre konan bedendir.Siz ise ruhsunuz.Ruh berzah alemine
gitmektedir. ölüm yokluk ve hiclik değildir.Kim yok olmak
isterki,Ezeli ve ebedi bir Allah"ın sevgili mahlukatıda ebedi
olmalıdır.Fakat mahlukatın ebediliği bizatihi değil, Allah"ın
dilemesiyledir.
Ey insanlar ve cinler ezeli ve ebedi cennete girmek,ebedi yaşamak,her
istediğini yapmak ve Allah'ı görmek istemezmisiniz.
Ey sevgili ruh,bunun için Allah'a şükretmeli ve iman etmeli
değilmisin.
HULASA :
Allah,birdir, hiçbirşeye ihtiyacı yoktur,ne birbaşkası O'nu
yaratmıştır nede O'nun bir çocuğu vardır.O'nun eşi ve
benzeri yoktur. July 22 ünlülerden sözler Ne zaman insanlar benimle ayni fikirde olsa, hatali oldugumu dusunurum. Oscar Wilde - Her zaman dogruyu soyle, ne dedigini hatirlamak zorunda kalmazsin. - Hicbir seye sahip degilsiniz, hicbir sey kaybedemezsiniz. - Kimse sana senden iyi ogut veremez. Namazın Hareketleri Ne Mana İfade Eder?Namazın Hareketleri Ne Mana İfade Eder?
1961'lerde evrimciliğin iyice alevlendirildiği günlerdeydi. Rahmetli Hacı Nazif Çelebi Süleymaniye camiinde bir öğle namazı kıldırmış, turistler de etrafını alarak imam kıyafeti içinde iken kendisine suallar sormuşlardı. Bunlar itirazcı suallerdi. Kimi, insanın maymundan geldiğini iddia etmek istiyor;kimi de, "seyrettiğimiz namazınızda niçin ayakta duruyor,eğiliyor, başınızı yere koyuyorsunuz. Bunun ne manası var? Bizim gibi sandalyeye oturun, papazın duasını dinleyin yeter", diyordu. Rahmetli Hacı Nazif'in bunlara verdiği cevaplar hiç aklımdan çıkmaz. Ruhunu şad etmek niyetiyle size de arz edeyim seneler sonrasında. Evrimci turiste dönerek konuşan Çelebi, şöyle dedi: - Biz namazımızda önce ayakta, sonra rükûda, sonra da secdede oluyoruz. Bunun bir hikmet ve manası şudur.Ayakta iken ilk insan ilk babamız Âdem'in (elif)ini yazarız. Bununiçin (elif) harfi gibi dimdik, upuzun dururuz. Sonra rukûa eğiliriz. Bununla da Âdem'in (dal)ını yazmış oluruz. Geriye(mim) kalır. Onu da yere başımızı koyar, (mim) gibi olur öyle yazarız. Böylece her namazda babamız, Âdem'in adını yazar,maymundan geldiğimizi iddia edenleri fiilen reddetmiş oluruz. Bunun için maymunculuk iddiası bizde tutunamaz. İkincisine gelince: Namazımıza ilk başladığımızda ayakta iken Rabbimizin üzerimizde tecelli eden sayısız nimetlerini düşünür, sonra bu nimetleri verenin huzurunda minnet ve şükranla eğiliriz. Ancak bu eğilmeyi de kafi bulmayız, sonra kalkıp başımızı yere koyar, başımızla da minnetimizi dile getirmiş oluruz. Başımızı şunun için yere koyarız. Baş bedenin tümünü de idare eden en yüce varlığımız, en kıymetli organımızdır. Bununla demiş oluruz ki: - Ey Rabbimiz, varlığımızın en kıymetli kısmı başımızdır. İşte huzurunda başımızı dahi yerlere sürüyor, sana olan minnet ve şükrümüzü en kıymetli varlığımızı yerlere koymakla ifade ediyoruz. Şayet başımızdan daha kıymetli bir organımız olsaydı onu da huzurunda iftiharla yerlere serer, minnet ve şükrümüzü onunla da ifade etmek isterdik. Bu açıklamalardan sonra rehber turistin cevabı şöyle oldu: - Tamam tamam. Biraz daha anlatırsan grubumuza burada namaz kıldıracaksın. Bu sırada turistin biri Çelebi'ye yaklaşıp sordu: - Bundan sonraki namazınız saat kaçta olacak? Anlattığınız manada bir namazı ben de aranıza karışıp kılmak istiyorum. Bana çok uygun geldi bu anlayış içinde ayakta durmak, eğilmek, başı yerlere koyup Yaradan'a minnettarlığını ifade etmek. Bence de ibadet budur. alıntı =kenan kaya benim eklediğim
namazda
ayakta durmak tüm bitki alemini ifade ederki bitkiler Allaha böyle ibadet eder.
ruku hayvanlar alemini ifader bütün hayvanların sırtı havaya bakar
oturmakta cansız varlıkları ifade eder
insan böyle namaz kılmakla tüm varlığın ibaddetini bir seferde yapmış olur.
neden iki kere secdeye gideriz
Allah Hz Ademi yarattığı zaman meleklerine secde etmesini emreder böylece tüm melekler secdeye kapanır. Fakat Azazil (şeytan) kendisini üstün görerek secde etmez bunun üzerine ceza olarak yüzü çok çirkin bir hal alır
bu durumu gören melekler tekrar secdeye kapanır.
neden beş vakit kılınır
5 büyük peygambere belli vakitler namaz kılması emredilmiştir. Peygamberimize 6. olarak hepsini kılması farz olmuştur.
mirac sırasında namaz vakitleri 40 vakit emredilmişti peygamber efendimiz cebrailin yanına gelince ümmetine bu ağır gelir diye söyleyince peygamber efendimiz geri dönerek vakitlerin azaltılmasını ister böyle gidip gele gele en sonunda 5 vakite indirilir. July 07 RENKLERİ KULLANMA SANATIİlkbaharla birlikte doğada renkler coştu. Soluk günlerin yerini renkler aldı... Renklerle duygular ne denli içiçedir çoğu kez fark etmeyiz. Başkalarına iletmek istediğimiz mesajlarımızı aktarmakta renkler ne denli etkili bir araç olabilir ya da bizlere iletilmek istenenleri nasıl da taşır yerleştirirler duyularımıza ve beynimize, çoğu kez düşünmeyiz bile. Oysa renklerle ve onların kombinasyonları ile duygular, düşünceler sözlü ya da yazılı araçlara gerek kalmaksızın aktarılabilir. Ciddi bir hukuk firması potansiyel müşterilerine güvenilirliğini ofis dekorasyonunda ve logosunda koyu renkleri kullanarak hissettirebilir. Öte yandan, bir diş hekimi bekleme odasında kırmızı, turuncu gibi renklerle bunların tonlarını ağırlıklı olarak kullanarak, hastaları rahatlatacağına stresli bir atmosfer yaratıp arzulananın tam tersi bir etki yaratabilir. Bir banka dekorasyonunda ağırlıklı olarak kullanılacak kırmızı renk, hem müşterilerde hem de çalışanlarda gerginlik hissine neden olacaktır. Bir iş görüşmesinde ciddi ve ağırbaşlı bir izlenim uyandırmak için giyiminizde gri tonlarına veya az sonra anlatacağım 'klasik renk kombinasyonuna' ağırlık vererek olumlu puan toplayabilirsiniz. Her rengin sayısız tonu vardır ve bu tonlar değişik etkilere yol açar. Bir örnek verecek olursak, kırmızı uçuk pembeden koyu bordoya kadar bir yelpazeye sahiptir. Renklerin bu sayısız ton zenginliği ile milyonlarca değişik kombinasyon yaratmak mümkündür. Hangi rengi hangi amaç için ve ne oranda kullanmak doğru etkiye neden olur? Bu sorunun cevabı sadece mimarlar, dekoratörler, pazarlamacılar, reklamcılar için değil, günlük yaşamda herkes için son derece yararlıdır. Doğru kullanılan bir renk efekti bir mekanın sıcak ve davetkar olmasını, bir grafik tasarımın dikkat çekiciliğiyle akılda kalmasını sağlar. Renklerin kullanımı hem basit, hem karmaşıktır. Değişik kültürlerden farklı insanlara farklı şeyler ifade etse de, ve hiçbir renk, iki ayrı insana aynı görünmese de insanlar üzerinde uyandırdıkları etkinin hemen her kültürde aynı olduğu araştırmalarla saptanmıştır. Renkleri uyandırdıkları etkiye göre sınıflandırmak gerekirse… "SICAK RENKLER": En güçlü renk olan kırmızı buna örnektir. Agresif bir etki uyandırır. Dikkat çeker, insanın kan basıncını yükseltir. Reklamcılıkta grafik tasarımlarda çok kullanılır. "SOĞUK RENKLER": Mavi ve yeşilin birçok tonu bu sınıfa girer. 'Buz'u ve 'kar'ı çağrıştırırlar. Metabolizmayı yavaşlatıp sıcak renklerle yanyana kullanıldığında ateş ve buz etkisi yaparlar. "ILIK RENKLER": Sarının kırmızı ile karışımından oluşan renkler. Turuncu, sarı-turuncu. Rahatlatıcı, davetkar bir etki yaparlar. Günbatımı gibi, objelerin görünümünü zenginleştiren bir efekt sağlarlar. "AYDINLIK RENKLER": Soluk pastel tonlar bu sınıfa girer. Aydınlık etkileri transparan olmalarındandır. Akışkanlık, uçuculuk etkisi uyandırılar. Bu gruptaki kombinasyonlarda renkler arasındaki kontrastlar en düşük düzeydedir. "KOYU RENKLER": İçinde siyah bulunan renklerdir (kırmızıya siyah katılarak elde elde edilen koyu bordo, maviye siyah eklenerek elde edilen lacivert ve gece mavisinin tonları gibi). Mekanın olduğundan küçük görünmesine neden olurlar. Sonbahar ve kışı çağrıştırırlar. Parlak ve koyu renklerin birarada kullanılması, gün ve gece gibi zıtlık duygusu uyandırır. "SOLUK RENKLER": %60-75 oranında beyaz içerirler. Fildişi, uçuk mavi, uçuk pembe gibi. Bulutsu, yumuşak bir atmosfer yaratırlar. Genellikle iç mekanlarda kullanılırlar. "SERİN RENKLER": Soğuk renklerden farkı, içindeki sarı rengin etkisidir. Firuze'nin rengi bu sınıflamaya bir örnektir. Doğada var olan renklerdir. İlkbahar gibi insanı yenilenmiş hissettiren renklerdir. Derinlik ve rahatlama duygusu uyandırırlar. Tropikal iklimde serinletici bir havuzda yüzme hissi gibi… Doğada renklerin tek başlarına değil, birçoğunun yanyana, içiçe olarak, renk kompozisyonları halinde bulunduğu görülür. Hayatımızda renklerin birarda kullanılmasıyla elde edilen kompozisyonlarsa bizleri önemli ölçüde yönlendirmektedirler... Farklı renk kombinasyonlarının ilettiği mesajlara gelince… "GÜÇ ETKİSİ": İçinde kırmızı rengin bulunduğu tüm kombinasyonlar. (Kırmızı-yeşil/mavi, kırmızı/turuncu-turkuaz… gibi) "ZENGİNLİK ETKİSİ": Koyu tonlu renklerin kombinasyonuyla iletilir… Statü ve varlığı çağrıştırır. (bordo-lacivert, lacivert-koyu yeşil, mor-lacivert… gibi) "ROMANTİK ETKİ": Kırmızı gibi ilgi ve heyecan uyandırır ama diğerinden daha yumuşak bir etki yaratırlar. Pembenin yanısıra, somon, uçuk leylak rengi, uçuk sarı gibi pastel renklerin birarada kullanıldığı kombinasyonlardır. İç mekanlarda tercih edilir. "DAVETKAR ETKİ": Sarıya yakın turuncu ve amber renginin birarada kullanıldığı kombinasyonlar klasik bir güzelliğin yanısıra candan, samimi bir etki yaratırlar. Bu kombinasyonların mağazalarda, lokantalarda kullanılması doğru bir seçim olur. "KLASİK ETKİ": Güç, otorite, devamlılık, güvenilirlik, sorumluluk mesajları taşıyan bu kombinasyonlarda gece mavisi mutlaka yer alır. Bu rengin yanında da, sarı, turuncu tonları, değişik tonlarda başka maviler kullanılabilir. Finansal kurumlarda, hukuk bürolarında kullanılması müşterilere karşı istenen etkiyi uyandırabilir. "HAREKETLİLİK ETKİSİ": Başta parlak sarı olmak üzere canlı turuncu, çimen yeşili, lila gibi parlak renklerin birarada kullanılması ile hareket, canlılık imajı uyandırılabilir. Turizm ofislerinde, reklam şirketlerinde tercih edilebilecek bir renk seçimidir. "YUMUŞAK ETKİ": İçinde somon rengi olan, aydınlık renklerden oluşan kombinasyonlar yarattığı rahatlatıcı etki nedeniyle başta ev dekorasyonları olmak üzere, giyimle ilgili mağazalarda, lokantalarda kullanılabilir. "ENERJİK ETKİ": Fuşya renginin hakim olduğu kombinasyonlar, enerji ve aktivite mesajı verir. Sporla ilgili giyecekler ve malzemelerde (cimnastik, kayak giysileri vb.) sıkça kullanılır. "PROFESYONEL ETKİ": Genellikle profesyonel iş hayatında tercih edilen grinin kurşuniden açık griye kadar olan tonlarından oluşan kombinasyonlardır. Gri, sıkıcı ama pratik bir renktir. Ağırbaşlı, duygusallıktan uzak bir etki yaratır. Otomobil endüstrisinden reklamcılık sektörüne, tekstilden dayanıklı tüketim ürünlerine kadar her alanda, uzmanlar ulaşmak istedikleri kitlelere göre renk seçimleri ve bir sonraki yıl ya da yılların renk modası hakkında araştırma ve çalışmalara zaman ayırır, önem verirler. Eski bir ürünün yeni renklerle sunulması, yenilenme etkisi yapar (tasarımı aynı kalsa da yeni renk seçimleriyle satışa sunulan otomobiller, mutfak aletleri gibi), talepte artışa neden olur. Otomobil kullanan ve satın alan kadın sayısının artması ile, eskiden erkek alıcıların eğilimlerine göre tasarlanan renkler, artık kadın tüketicilerin tercihlerine göre de tasarlanmaya başlandı. Renklerin dilini kullanmayı bir tür sanat olarak adlandırmak yanlış olmaz inancındayım. Renklerle hayatımızı güzelleştirmek, bilinçli seçimlerle çevremize kendimizi doğru ifade edebilmek için bu sanatı anlamak ve kullanmak yaşamımızı kolaylaştıracaktır.
July 06 bilgi kaynakları 2web tasarımla ilgili aradığınız herşey
sözlük
resim arşivi
resmi yazıya çeviren bir site http://www.text-image.com/convert/ascii.html
html referans html eğitim http://www.webtasarimrehberi.com
asp eğitim
ofis eğitim http://office.microsoft.com/tr-tr/default.aspx
photoshop, grafik vb. dersler http://www.webdersleri.com/index.asp
sitenizin geçmişteki hali http://www.archive.org/web/web.php
java script arşivi
ansiklopedik site
bedava e-kitap http://www.files.lt/download
firma arama avrupa firmaları
limux belgelendirme
arama motorlarına yazılma http://www.aanmelden-zoekmachines.info/#formulier
evliyalar http://www.hakikatkitabevi.com/turkce/kaset.htm
driver arama
ekran koruyucu http://ftp.us.es/ftp/Mirror/www.winsite.com/winxp/screensaver/
flash animasyon örnekleri
font sitesi
program yamaları
dosya uzantıları bilgi arama ve bilgi kaynaklarışüpesiz google bir numaralı başvuru kaynağı fakat nasıl kullanılacağını bilinmez ise oda çok sıkıcı oluyor. neyse işimize dönelim. "aranacak kelime"
aranacak kelimeleri çift tırnak içine almak kelimelerin birleşik halde bulunmasını istemektir.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
'arnacak kelime'
daha iyi sonuçlar alırsınız
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
-aranacakkelime
istemediğimiz kelimeleri çıkartırız.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
filetype:pdf
dosya türünü belirtmek için kullanırız. örn doc,xsl, exe
16 feet in centimeters araması size 487.68 cm olarak yanıtı verecektir.
arama alanı hesap maskinesi yerine kullanabilirsiniz
define: asp
tanım aramak için
Not :
1. http://scholar.google.com adresi bilim adamı ve araştırmacılar için hazırlanmıştır. (Bilimsel yayınlar,konferanslar v.b) 2. maps.google.com ve Google Earth Uydu fotografları ile tüm dünyadan en küçük birimlere kadar haritalar sunar. Daha geniş bilgi için bkz. : http://www.google.com.tr/intl/tr/help/features.html
kaynak:http://w3.gazi.edu.tr/~ertan/gog.htm
April 25 mevlanaCome, Come again ! April 24 Gesi BaglariGesi BaglariGesi baglarinda dolaniyorum, Gesi baglarından gelsin gecilsin Gesi baglarinda bir top gulum var, Parayı değil, başarıyı kovalayan kazanıyor
Parayı değil, başarıyı kovalayan kazanıyor Dev şirketler kuran ve artık iş filozofu olarak kabul edilen birinci kuşak büyük işadamları ve yöneticilere göre iş yaşamında paranın değil başarının peşinde koşanlar, ‘en iyiler’ ile çalışanlar kazanıyor EKONOMİ SERVİSİ Uzun iş deneyimlerinden felsefe üreten, ‘düşünen’ ve işi sadece para kazanma yolu olarak görmeyen işadamları başarılı oluyor. Türkiye’nin dev kuruluşlarının temellerini atan birinci kuşak işadamları ile Henry Ford gibi hem otomotiv devi Ford Motor’u kurmuş, hem fikirleri ile iş düzenine, endüstriyel ilişkilere yeni sistemler getirmiş işadamlarının yanında, Akio Morita gibi elektronik devi Sony’yi yaratmış büyük işadamlarının, zamanla iş filozofu olduklarına dikkat çeken uzmanlar, bu isimlerin başarısının arkasında da aynı ilkelerin yattığını belirtiyorlar. Reklam şirketi TBWA İstanbul’un başkanı Cem Topçuoğlu’nun, dünya devi şirketleri kuran, yöneten önemli isimlerden, 17 yıllık iş yaşamında derlediği özdeyişler ile Türkiye’nin en büyük şirketlerinin temellerini atan birinci kuşak işadamlarının sözleri, ilginç bir paralellik gösteriyor. Kültürel yapılara göre ülkeden ülkeye görece farklılık gösteren iş felsefesi, aslında evrensel ölçekte aynı deneyimleri ve aynı sonuçları yansıtıyor. Başarının ilkesi aynı Deneyimlerini damıtarak yaşam ilkelerini oluşturan başarısı tartışılmaz işadamlarının özdeyiş değerindeki sözleri, ‘en büyük sermeye’ olarak çalışanlarını gördüklerini, iş başarısızlıklarını, daha zekice başlamanın bir fırsatı olarak değerlendirdiklerini, ‘en iyiler’ ile çalışmanın tain edici önemine inandıklarını, zamanlamaya, yaratıcılığa ve bilgiye büyük değer verdiklerini ortaya koyuyor. Vehbi Koç, Nejat Eczacıbaşı, Hacı Ömer Sabancı, Ayhan Şahenk gibi şimdi hayatta olmayanların yanı sıra Sakıp Sabancı gibi önemli işadamlarının, şimdi kendi şirketlerinde, hatta başka şirketlerde duvarlara asılan, ‘özdeyiş’ değerindeki sözleri, iş yaşam gurularının kitaplarına konu oluyor. Patronların başarı ilkeleri Sadece para kazanmaya odaklanan iş, zayıf bir iştir. Henry Ford (Ford Comp. kurucusu) En iyileri işe al ve yoldan çekil Bruce Crawford (BBDO International Başkanı) İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim. Robert Bosch (Boshc kurucusu) Yaratıcılık beklenmeyeni aramaktan ve deneyimlerimizin dışına adım atmaktan doğar. Akio Morita (Sony’nin yaratıcısı) Başarısızlığın ardından toparlanmak, çoğunlukla başarının üzerine inşa etmekten daha kolaydır. Michael Eisner, (CEO Disney) Aynı sektörde çalışan çoğu insan aynı şekilde kördür. Hepsi aynı şeylere dikkat eder ve aynı şeylere dikkat etmez Gary Hamel (İşletme gurusu) Eğer Hewlett Packard, Hewlett Packard’ın bugün bildiğini bilseydi, şimdi olduğumuzun üç katı karlı olabilirdik Lewis Platt, (CEO) ‘En değerli unsur yetişmiş insandır’ Koç Grubu’nun kurucusu Vehbi Koç, başarıda ‘yetişmiş insan’ın önemini sık sık vurguluyor. Koç’un bu konuda özdeşiy değerinde olan sözlerinden ikisi şöyle: "Her işin başarıya ulaşmasında en değerli unsur insandır. Yetişmiş insan gücü bir ülkenin, bir işyerinin istikbali için en büyük teminattır", "Gençliğin yetişmesine hizmet bir insanlık ve vatan borcudur." Hayatlarını özetlediler!.. Özel girişimde gerçek ölçü, toplumun varlığını artırmadaki başarı düzeyidir. Nejat Eczacıbaşı Benim en büyük sermayem çalışanlarımdır. Ayhan Şahenk İlkem, bu toprağın bize verdiklerini, bu toprağın insanlarına geri vermektir. Hacı Ömer Sabancı Kızarım biri bana sadece zengin derse, ben sosyal kişiliğimle ve gönül zenginliğimle mutluyum. Sakıp Sabancı Bir iş sadece para için yapılır ise başarılı olunmaz. Çünkü, savaşlar paralı askerlerle kazanılmaz. Selçuk Yaşar |
|
|