ali's profileali's spacePhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    October 16

    aşk üzerine

    her insan hayatrı boyunca aşk dönemleri vardır. eğer aşık olduğu canlı, cansız,, ideoloji, nesne herneyse  o kendince mükemmeldir. kusurlarını görmezden gelir hatta o kusurlar aşık olduğu şeyin kusursuzlugu olarak görür(karasevda). baz<en bir ömür boyu bazende bir an sürer, bazen şiddetli bir sıtma gibi titretir bazende hafif bir titreme gelir,  bazen fıtına gibi estirir bazende yaz dan kalma meltem gibi yavaş . işte böyle örnekleri çogaltmak mümkün. buradaki aşkın şiddeti kendisiyle ne kadar özdeşleştirdiği ile alakalaıdır. onda bulunan her hal kendisinin varlık nedenidir. onun her hali güzel gelir ezasıda cefasıda derlerya onunla geçirdiği her an zamandan ve mekandan kopmasıdır. gözlerde toz pembe gözlükler  her kusur ve noksanlık gözükmez olmuştur gecenin karanlığı gibi her şeyi kaplayan toz pembe yalnız o ve kendi kalmıştır çoğu zman yaşnız o vardır her şeyde canan vardır
    Bana Seni Gerek Seni

    Aşkın aldı benden beni
    Bana seni gerek seni.
    Ben yanarım dünü günü
    Bana seni gerek seni.

    Ne varlığa sevinirim
    Ne yokluğa yerinirim
    Aşkın ile avunurum.
    Bana seni gerek seni.

    Aşkın aşıklar öldürür
    Aşk denizine daldırır
    Tecelli ile doldurur
    Bana seni gerek seni.

    Aşkın şarabından içem
    Mecnun olup dağa düşem
    Sendin dünü gün endişem
    Bana seni gerek seni.

    Eğer beni öldüreler
    Külüm göğe savuralar
    Toprağım anda çağıra
    Bana seni gerek seni.
     
    canan öyle bir sudurki içtikçe susuzlugun artar kendine baktığında onu görmeye başlar  burası artık kopma noktasıdır (karasevda). canan için çekilen acılar duyulmaz olur  ne gerisi vardır nede ilersi yalnızca o an vardır yaşanmalıdır insansı yönlerin coşturur yada hayvani bazen hırsa kapşır bazen dillerin nameler dökülür tıpkı yunus emre misali
    benim anlatmak istediğim sadece insan olan aşk değil maddeye takıma ideolojiye hatta kendine bile
    işte bir yerde bulduğum bir hikaye
    """
    Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil. Bir gün, adanın batmakta olduğu duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş, çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş. Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş.

    Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde geçmekteymiş. Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın ?" diye sormuş. Zenginlik, "Hayır, alamam. Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş.

    Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir 'den yardım istemiş. "Kibir, lütfen bana yardım et !" "Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermiş Kibir.

    Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: "Üzüntü, seninle geleyim." "Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var."Mutluluk da Aşk 'ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk 'ın çağrısını duymamış.

    Aşk, birden bir ses duymuş. "Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..." Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk 'a yardım eden yoluna devam etmiş.

    Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi 'ye sormuş: "Bana yardım eden kimdi?""O, Zaman 'dı" diye cevap vermiş Bilgi. "Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk.

    Bilgi gülümsemiş: "Çünkü sadece Zaman Aşk' ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir..."

     

    ""

    belki buradaki her karekter  o nesneye aşıktır. çoğu zaman paylaşılmaz olur. gizli hazinedir(platonik deniyordu galiba). bazen haykıran taraftarlar (fanatikte denebilir) bazen ölüme gidilir (vatan aşıkları) nasıl burada anlam karmaşası olmasın anlatmak istediğim  aşırı seven anlamında sadece insana değil

     

    cimriler para aşıkları her şeyin varlık sebebi alamıyacağı hiç bir şey yoktur yaptıramıyacağı iş yoktur onlar için paralarla oynar sayar çoğu zaman konuşur bile ne sağlık önemlidir nede akraba çoğu zaman akraba evliliği dahi yaptırı çocuklarına mezarına dahi götürür kalktığımda en zengin ben olayım diye (firavun)

     

    spor fanatikleri onlar için hayat iki renkten ibaret biri takımının diğeri öteki renkler iki takım vardır biri kendi  takımı diğerleri,  iki gurup vardır kendi takımını tutanlar diğerleri hayatta en güzel şey takımının olanlardır hüzünde mutlulukta onlara aittir fantikliktir damarını kesse takının rengi akacak zanneder . gol atanlar ilahlaştırılır gönüllerde en büyük onlardır başka büyük yoktur dünyada

    araba , kulüp, kumar , içki , uyuşturucu her ne kadar bağımlılık yapsada artık sevgili olmuştur damarlarında dolaşıyordur istesede bırakamıyacağını zanneder (doğrudurda)

    asıl meseleye geldik din tutkunları yada dinsizlik tutkınları her biri takım tutar gibi din tutarlar ya babadan oğula geçer yada doğmatik yaptırımlardır onları buna aşık eden evrimciler , hiristiyanlar, museviler , müslümanlar

    en basiti evrimci aşkıdır gözleri kör olmuştur bir kanıt bulduk insanla maymun arası bir iki yıl sonra çıkar foyası çensi maymun kafa tası insan gerisi bilmem ne bela sonra yine aramaya koyulurlar hayvanlar birbiriine benziyor muhakkak evrim olmalı ruh nasıl evrimleştiyse artık bunun sonu yok efsunlanmıştır artık gönlüde beynide sanki aklında bir sis vardırda gerçeği anlayamaz gözlerimnde perde vardırda gerçeği göremez işte böyledir evrimci aşkı

    hristiyanlık aşkıda başkadır onunkisi inadi bir hastalık gibidir tıpkı musevilik gibi yo karalama değil sözlerim bize göre nasıl görünüyorsa öyle aynadan yansıyanlar misali diğer dinlerde öyle değilmi mantıklı birşey isterler ama din mantık üstüdür yoksa sınavın ne anlamı   kalırdıki her din kendini mutlak doğruluk üzerine hayat felselerine göre bir takım emirleri vardır verilen emirlerin yüzde doksan dokuzu doğrudur (yalan söyleme hırsızlık yapma kötülük yapma) her hangi bir dinde hırsızlık iyi birşey yapın dediğinide duymadım ama aşk dedikya dine aşık olmakta böyle birşey buradaki aşk bağlılık olarakta görülrbilir sevgide yanlışlar göz önündeyken gözler görmez olur her şeye bir mazeret vardır  bu müslümanlık içinde geçerli mazeretler gerçek olduğu sürece aşklar gerçek aşk olduğu sürece iyidir faydalıdır Allaha kul olan başkasına kul olmaması gibi ya gerçek aşkı nasıl bulacağız gerçekleri nasıl göreceğiz gözümüz ve ruhumuzdaki aklımızdaki bu buhranları nasıl aşacağız gertçekler   gerçekten gerçek mi?

    müslümanlarda dini sömürü var şeyhler üstatlar halifeler ya bunların hangisi gerçekleri belirtiyor ben şunu söyleyim her insanın gerçekleri ayrı olduğuna karar verdim belkide her kesimin her insanın bağlı olduğu birileri olmalı yol göstericisi  olmayanın klavuzu şeytan olacağı muhakkak belkide hayatta sınazların anlamı budur aklındaki buhranları dağıtıp gerçeği bulmalı insan.

    dini bilgisi  eksik olanların dini:i bu kesim hayata köle gibidir akıl yürütmezler sadece olgular vardır yönlendirmeler vardır(batı bunu fark ettiğinden televizyon icad oldu) bu gurup neden kendini geliştirmeye okumaya yöneltmez en azından düşünmeye hadi bir kör döngü deyimi vardır kara delik gibi cahillik daha çok cahilliği oda zalim hükümdarı zalim hükümdar anarşiyi arnarşide şiddeti şiddet huzursuzluğu huzursuzluk savaşı göz yaşını böyle toplum kendi içinde kördüğüme bağlanır belkide ırak gibi aklı başına getirilmeli sen kendini yönetemezsen başkası gelir oda senin istediğin gibi yönetmez. bir zamanlar türkiyeyi arkadan vuran her millet bu cahilliklerinin eseridir bunun aşkla alakası nedir dersenir bilinçsiz sevdanın sonu hüsrandır kuzunun kurda aşık olması gibi sen Allahı dağta taşta ararsan olacağı bu Allahı ararsan kalbinde ara (ben bazen sert konuşuyorum affola)

    zaman ideolojilerin aşklarıyla milyonların kanına girdi kardeşi kardeşe vurdurdu ama insanlık için kötüyü değil hepsinin felsefesinde rahatı ve mutluluğu vaad ediyordu aslında insan huzura  sahip olmak için ideolojiye ihtiyaç duyarmı kendin olmak derizya yok anlamaz aşıktır o gözü karadır yada bizim tabirimizle mühürlenmiştir. ebucehilin(cahillerin babası) de bir kara sevdaydı inadi bir aşktı belkide ( gerçi aşkın adını kirletmesek daha iyi olurdu ama konumuz bu)  

     

    benim anlamadığım burada aşk kötümü bu kadar. yaşayanlara sormak lazım gertçekte bunların hangisini yaşamak lazım?

    birde  aşklar  

    alıntılar

    """

    Aşk Nedir?

    Aşk cesaret ister,kocaman bir yürek ister. Aşk hayata karşı islenilen en doğru suç ortaklığıdır, Aşk hayatın tek düzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır.Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette Aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık olmaz

    Niçin aşk? Nedir bu aşk denilen şey, elle tutulmaz gözle görülmez bir şeyse nedir bu yaşanan somut acılar,güzellikler? Tek başına aşkı tanımlamak her şeyden soyutlamak mümkün mü? Hayır ! Aşk bugünlerde bazılarına göre plastikten bile yeniden yapıldı.Dünyada yaşanan suniliğe doğru gidiş aşkın etrafını sardı.

    Nedir şu aşk...?
    Aşk hayatin bize hazırladığı en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçireceği hiç belli değildir. Daha ne olduğunu bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz.
    Aşk; en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o, adi kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur, "Aşık oldum" dediğiniz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla anlayabilir, çünkü aşkın dili tektir.
    Aşkın zamanını biz ayarlayabilseydik eğer ve kime neden aşık olduğumuzu anlayabilseydik,aşkın sırrını da çözerdik herhalde. Ama o zaman da aşkın insani alıp götüren büyüsü tamamen kaybolurdu. Aşk hayata karşı islenen en güzel ve en doğru suç ortaklığıdır, aşk hayatin bütün tek düzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette yaşanılan aşkı suçlamak ,yargılamak, karalamak, inkar etmek de aşka yakışık kalmaz. Bu önce haksızlık, kendinize saygısızlık olur. İnsan sonuna kadar savunmalı aşkını, karşılık görmese de, acı çekeceğini hissetse de, yarin terkedileceğini bilse de, ailesini karsısına alacağını bilse de taviz vermemeli aşkından, "Seni Seviyorum" diyebilmeli göğsünü gere gere. Aşk iste o zaman aşktır. Ve bunun doğrusu yanlışı yoktur, zaten aşkın kendisi doğrudur. Aşkın zamanı yoktur, hep hazırlıksız yakalar insani. Evli olmanız, sevgilinizin olması, bir ayrılığın taze yaralarını kurutmaya çalışmanız,bagliliktan korkmanız, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiç mi hiç umurunda değildir. İste aşk bütün bunlara tek başınıza karşı gelebilme yürekliliğidir, belki de yeni hayata geçebilme yolu...

    Aşkın ne zaman gelebileceği belli olmadığı gibi, ne zaman gideceği de hiç belli değildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve bekletilmeye tahammülü de yoktur. Bir başka göze bakmaya, bir başka tene dokunmaya başlaması o kadar da zor değildir...Asktan değil, onun kaçmasından korkun ve doğruluğuna yanlışlığına bakmadan sonuna kadar savun aşkını. Biliyor musunuz , hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteliğin içinde gerçek ve doğru olan tek güzellik AŞK.!!. Lütfen ona haksizlik etmeyin ..
    Aşkına sana aşık olana sahip çık ve onu kaybetme
    '' SENİ SEVİYORUM '' Demek İçin Geç Kalma ; Sevgiyle Kal ...
    """

    Aşk nedir?

    Aşk "İyi geceler öpücüğü"nü uzun tutmaktır. Beklentidir.

    Aşk delicesine flört ederken yanındakinin hiç bir şey yapmama hakkını teslim etmektir. Saygıdır.

    Aşk zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. Kabullenmektir.

    Aşk şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. Sabırdır.

    Aşk saçlarda başlayıp topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir.

    Aşk "Sevişelim" demeden sevişmek, yanındakinin ne istediğini bilmektir. Anlaşmaktır.

    Aşk bağlandığını sandığında, karşındakine "hayır" deme şansını tanımaktır. İnceliktir.

    Aşk korumaktır. Sorumluluktur.

    Aşk ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir. Mizahtır.

    Aşk "Durma yoksa seni öldürürüm" lafını duymaktır. Şehvettir.

    Aşk evinizdeki herşeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir.

    Aşk sevgilinizin ne olduğunu bütün çıplaklığıyla görmektir. Gerçektir.

    Aşk saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır. Neşedir.

    Aşk sizi kucaklayan kolların gittikçe daha çok sarılmasıdır. Mutluluktur.

    Aşk gecenin bir vaktinde "Sen uyu benim gitmem gerek" dediğinizde "Uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi tercih ederim" cevabını almaktır. Sıcaklıktır.

    Aşk tanıdığınızı zannettiğiniz insanın yeni yanlarını keşfetmektir. Tazeliktir.

    Aşk uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır. Düşlerin gerçek olmasıdır.

    Aşk kocaman yatağın üçte birine sığışmaktır. Yakınlıktır.

    Aşk evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır. Güvendir.

    Aşk "Hoşçakal" dedikten sonra tekrar karşılaşacağını bilmektir. Kaderdir.

    Aşk "gerindiğinde sızlayan vücut" lafının anlamını bilmektir. Derstir.

    Aşk ecza dolabını açtığında, dişmacunu kapağını kapatılmamış bulmaktır. Uyumdur.

    Aşk pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır. Düşüncedir.

    Aşk rüzgarın ağaçların arasında dolaşırken çıkardığı sesi dinleyip sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır. Yalnızlıktır.

    Aşk asla anlatılmayacak hikâyelerdir. Özeldir.

    Aşk ..acıların, gözyaşlarının, gece yarısı hıçkırarak uyanmaların , her an terkedilmenin bir başlangıcıdır ( Mutsuz)

    Aşk herşeye rağmen sevmektir , teslim olmak , aşk aşktır ve herşeye değer .....

     

     

    """"

    neyse sevgiyle kalın

    October 12

    TABUT...



    Tahtadan yapılmış bir uzun kutu;
    Baş tarafı geniş, ayak ucu dar.
    Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,
    Yarın kendileri dolduracaklar.

    Her yandan küçülen bir oda gibi,
    Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.
    Sanki bir taş bebek kutuda gibi,
    Hayalim, içinde uzanmış kalmış.

    Cılız vücuduma tam görünse de,
    İçim, bu dar yere sığılmaz diyor.
    Geride kalanlar hep dövünse de,
    İnsan birer birer yine giriyor.

    Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
    Tabut değildir bu, bir tahta kundak.
    Bu ağır hediye kime gidecek,
    Çakılır çakılmaz üstüne kapak?

    mevlana

    Göklerle yeri bir elma farzet…Tanrı’nın kudret ağacından bitmiş.
    Sen,bu elmanın için daki bir kurda benzersin;
    AĞAÇTAN DA HABERİN YOK BAHÇIVANDAN DA
    EY zulümle bir kuyu kazan!sen kendin için tuzak hazırlıyorsun!
    İpek böceği gibi kendi çevreni örtme!KENDİNE kuyu kazarsan bari kararınca kaz!
    MEVLANA CELALEDDİN (RUMİ)MUHAMMED

    Dünyada neye sevindiysen,ondan ayrılacağınıda bir düşün hele!
    Yürü bir an mezarlıkta sessizce otur.o SÖZ SÖYLEYİP DURAN SUSMUŞLARI GÖR!!!!!
    Onların topraklarını bir renkte,bir halde görürsün ama,HALLERİ BİR DEĞİLDİRKİ…..
    MEVLANA CELALEDDİN (RUMİ) MUHAMMED

    YEDI ÖGÜT
    Cömertlikte yardim etmede akar su gibi ol,
    Sefkat ve merhamette günes gibi ol,
    Baskalarinin kusurunu örtmede gece gibi ol,
    Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
    Tevâzû ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,
    Hosgörülükte deniz gibi ol,
    Ya oldugun gibi görün,
    Ya göründügün gibi ol !
    ( MEVLÂNÂ )

    evrimimiz

    Evrimciler ne kadar uğraşırsa uğraşsın güneş balçıkla sıvanmaz. Maymundan geldiğini söyleyenler olduğu gibi, ayıdan geldiklerini söyleyenleri de vardır. Bir İtalyan profesörü, insanın maymundan değil, ayıdan geldiğine dair üç delil ortaya atmıştır:
    1- Ayı, yavrusunu döverken insan gibi tokatlar, maymun ise ısırır.

    2- Ayı, dişisi ile, yavrularının görmediği bir yerde çiftleşir. Halbuki maymunda böyle bir şey yoktur. Yavrularının yanında da çiftleşir.

    3- Oyuncak dükkanına giden bebekler, ayı oyuncaklarını tercih ederler. Bu deliller insanların ayıdan geldiğini gösterir.

    Maymun teorisi gibi ayı teorisi de, ilim adına uydurulmuş bir rezalettir.

    3.’de Koptum Zaten ….

    Hadi İYİ GECELER

    (alıntıdır)

    İslam alimleri

    ayrıca muslumanların günümüzdeki halini görüp aldananlara islamiyet in ilimle alakası olmadıgını ( deprem karikatürünü çizen şerefsize sözüm ) bu listeye baksın

    İlk kağıt fabrikasını kuran alim İbni Fazıl

    Kızamık ve çiçek hastalığını keşfeden; alim Razi

    Mikrobu ilk tanımlayan alim Akşemseddin

    Cüzzamı bulan alim … İbni Cessar

    Vebanın bulaşıcı olduğunu bulan alim İbni Hatip

    Verem mikrobunu bulan alim Kambur Vesîm

    Retina tabakasını bulan alim İbni • Rüşd

    İlk göz ameliyatını yapan alim Ammar

    İlk kanser ameliyatını yapan alim Ali bin Abbas

    Küçük kan dolaşımını bulan alim İbnünnefis

    İlk Tabipler odası başkanı Ali bin Rıdvan

    Sıfırı ilk kullanan alim Harizmi

    Trigonometriyi ilk bulan alim Battani

    Tanjant, kotanjant ve kosekantı ilk kullanan alim Ebul Vefa

    Trigonometri kitabını yazan alim Nasiruddin Tusi

    İlk trigonometrik dönüşüm formülünü bulan alim İbni Yunus

    Binom formülünü ilk bulan alim Ömer Hayyam

    İlk difransiyel kitabını yazan alim. Sabit bin Kurra

    Ondalık kesiri ilk bulan alim Gıyaseddin Cemşid

    İlk usturlabı yapan alim Zerkali

    Dünyanın döndüğünü keşfeden ilk alim Biruni

    Dünyanın çevresini ilk ölçen alim Musa kardeşler

    Güneşin yüzündeki lekeleri ilk bulan alim Fergani

    Yıldızların yer ve açıklıklarını ölçen ve ilk cetveli geliştiren alim Cabir bin Eflah

    İlk otomatik kontrol sistemleri tasarlayan alim Ahmet bin Musa

    Sibernetiği ilk kuran alim. İsmail-El Gezeri

    İlk optik temellerini koyan alim İbni Heysem

    Sesin .fiziki açıklamasını ilk yapan alim Farabi

    İlk torna tezgahını yapan alim İbni Karara

    İlk uçağı yapan alim Ebu Firnas

    Yer çekimini ilk bulan alim Razi

    Sarkaçlı saati ilk yapan alim İbni Yunus

    Maddelerin özgül ağırlığını ilk hesaplayan alim Hazini

    Atomun parçalanabileceğim ilk bulan alim Cabir bin Hayyan

    Gök kuşağını ilk açıklayan alim Kutbettin Şirazi

    İlk kimya laboratuarını kuran alim. Cabir

    Saf alkolü ilk elde eden alim Razi

    Fosforu ilk bulan alim Beşir

    Havan topunu ilk bulan alim Fatih Sultan Mehmed

    İlk kıta seyahatnamesini yazan alim İbni Battuta

    İlk dünya haritasını çizen alim Mürsiyeli İbrahim

    İlk ecza kitabını yazan alim İbni Baytar

    (alıntıdır)

    September 27

    Renkler ve hayatımız

    Renklerin insanların üzerinde bıraktığı etkileri zaman zaman duymuşsunuzdur. Hayatımızda karşılaştıgımız örnekler ve öğrendiğimiz bilgiler doğrultusunda bazı sonuçlar elde edilmiştir.... Eğer bir restoran açacaksanız, şirketinizi dekore edecekseniz veya bir logo tasarlayacaksanız bu yazıyı okumanız gerekior..

     

    Renklerin insanların üzerinde bıraktığı etkileri zaman zaman duymuşsunuzdur. Hayatımızda karşılaştıgımız örnekler ve öğrendiğimiz bilgiler doğrultusunda bazı sonuçlar elde edilmiştir.... Eğer bir restoran açacaksanız, şirketinizi dekore edecekseniz veya bir logo tasarlayacaksanız bu yazıyı okumanız gerekior..

    Çünkü, Kansas Üniversitesi sanat müzesinde bir araştırma için halının altını elektronik bir sistemle donatmışlar, duvar rengini beyaz ve kahverengi olarak değişebilir yapmışlar. Arka fonda beyaz kullanıldığında, insanlar müzede yavaş hareket etmiş, daha uzun süre kalıp, daha fazla alanda dolaşmışlar. Arka fon kahverengiye döndüğünde ise, insanlar müzede çok daha hızlı hareket edip, daha az alan dolaşmış ve müzeyi çok daha kısa sürede terketmişler. O yüzden dünyadaki fast food restaurantlarının hepsinin sandalyeleri ve masalari kahverengi, duvar boyalari ise kahverengi-sampanya-pembe karışımıdır. Hiç bir fast foodcunun duvarını beyaz göremezsiniz. Renklerin insanlar üzerindeki yadsınamaz etkisini farkeden batılı şirketler bunu iş yaşamında sıklıkla kullanmaktadırlar.

    Kahverengi
    2002 Ağustos'unda Bodrum' daydım. Umut Abi beni akşam ünlü çok güzel et yemekleri yapan bir restorana götürdü ve yemek sırasında 'buraya ne zaman gelsem bir an önce gitmek istiyorum, içeride kalmayı hiç istemiyorum' dedi. Ben de aynı duyguları yaşamıştım. Tüm duvarlar baştan aşağıya kahverengi ağaç kaplamaydı. Ben de ona Burger King, Kentucky Fried Chicken ve benzer fast foodların bunu yıllardır bilinçli olarak yaptığından bahsettim. Bizim lokantacılar ise lüks tutkusuyla. Aslında uzun oturulması ve keyif alınması gereken bir yerde yanlış uygulama yapmışlardı. Aynı konuya farklı bir yaklasim: Ziraat Bankası ya da Ticaret Bankası'nın açik kahverengi ağaç kaplamalı şubelerini düşünün. Büronuzda kahverengi mobilyalar kullanmayin! Benim bile iş görüşmelerinde bir an önce çıkasım gelmiştir hep. Erol Aksoy'un bildiginden midir bilinmez, kahverengiyi hiç sevmedigi söylenir. Coşkun Ulusoy'un, çalışanlarına kahverengi takim elbise giydirmedigini biliyorum. Kahverengi ayni zamanda teklifsiz, rahat bir renk olarak kabul edilir. Karşınızdakinin kendini resmiyetten uzak daha rahat hissetmesini ve açılmasını sağlar. Kendisi üzerinde ciddi bir takibim yok ama tüm ünlüleri rahatlıkla konuşturmasıyla tanınan, ünlü televizyoncu Larry King'i televizyonda her seferinde kahverengi kravatlar ve ceketlerle görüyorum. Sevgili Özden Arslan, 40'li yıllardan bu yana Avustralya'da kahverengi üç parça takim elbise üretilmediği söylemişti. Batılılar, "You blend in people" diyorlar, kahverengi toprak rengidir ve diğer insanlar arasında kaybolur gidersiniz. İş görüşmelerinde, profesyonel toplantılarda sakin kahverengi giymeyin.

    Kırmızı
    Kırmızı, iştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının hepsinin logosunun kırmızı olduğunu hayretle farkedeceksiniz; Cola Cola, Pizza Hut, McDonald's, Ülker, Burger King... Bunu çok akıllıca kullanan şirketlerden birisi Coca-Coladır hem ürünün rengine yakın bir renkde hemde iştah açıcı özelligi olan bir renkde logo kullanmaktadır bu listeyi binlere çıkarabilirsiniz. Kırmızı tansiyonu yükseltir ve kan akışını hızlandırır. Zamanı unutun! İştahınız açılsın! Daha çok için! Uykusuz kalın! Bir arkadaşımla konuşurken "Peki boğalar niye kırmızı renge saldırıyor?" diye sormuştu. Maymunların dışında, araştırılan hayvanların hemen hepsi siyah beyaz görmektedir. Yani boğalar da renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine saldıran koyu renkli beze saldırırlar. Birinin çıkıp Ispanyol'lara bu gerçeği anlatması gerekir. Belki de kanı, heyecanı ve enerjiyi anlatan o kırmızı bez arenadaki, ölüme mahkum olan o zavallı boğaya değil de, tribünlerde oturan, televizyonları başında ölümü, kanı ve bağlantılı olarak cinselliği isteyen binlerce manyağa sallanıyor.

    Yeşil
    Yeşil, güven verir. O yüzden bankaların logolarında en çok tercih ettikleri iki renkten biridir. Yatak odası için de rahatlatıcı bir renktir. Yaratıcılığı körükler. Batıda büyük otellerin mutfaklarında duvar renginin, aşçıların yaratıcılığını arttırmak için yeşile boyandığnı duymuştum. Hastaneler de logo ve iç dizaynlarında yeşili tercih eder. Çünkü rahatlatıcı ve sakinleştiricidir. Tabiati en çok hatırlatan renktir. Yeşil alanlarda insanların daha az mide ağrısı çektikleri tespit edilmiş. Sakız paketlerinde ve sebze satılan yerlerde de yeşil en tercih edilen renktir. İlk görüşmelerinizde karşınızdaki insanı rahatlatmak ve ona fark ettirmeden güvenini kazanmak için yeşilbirşeyler giyebilirsiniz.

    Siyah
    Siyah, gücü ve tutkuyu tercih eder. Hırsın da bir ifadesidir. Bizde ve batıda siyah, matemi simgelerken Japonya'da mutluluğun simgesidir. Fonda kullanıldığında karamsarlığı çağrıştırır. Işığı yok eder. Konsantrasyonu en çok getiren renktir. Einstein, konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan bir odaya girer ve öyle düşünürmüş.

    Mavi
    Freud, maviyi sakin diye niteler. Faber Birren ise tansiyonu düşürdüğünü söyler. Araplar ise mavi taşların kanın akışını yavaşlattığına inanırlar. Nazar boncugu o yüzden mavi taşlıdır. Sakinleştirici bir renktir, batıda bu etkisi yüzünden intiharlari azaltmak için köprü korkuluklarını maviye boyarlar. Amerika'da bir ilkokulun duvarlarını beyaz ve portakal renginden maviye çevirmişler, çocukların yaramazlıklarının azaldığını tespit etmişler. Mavi ve özellikle lacivert kozmik bir renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi ve verimliliği çağriştırır. Uluslararasi toplantılarda tüm devlet başkanları lacivert takim elbise giyerler. Neden dersiniz? O yüzden dünyadaki firmaların yarısından fazlası logolarında maviyi kullanırlar. Hilton amblemini insanların kafasinda daha büyük kuruluş imaji olusturacagini bildiği için laciverte çevirdi. Aynı şekilde Bill Clinton, Büyük Jüriye ifade vermesinden önce mavi kravat takarak daha inandırıcı olacağı yönünde danışmanlarınca uyarılmıştir. Bankaların logolarında ve imaj oluşturmada en çok kullandıklari iki renk mavi ve yeşildir. Maviyle büyüklüklerini, yeşille güvenilirliklerini vurgularlar. Yeşil ve mavi saglamlığın habercisidir. Hakkında sık sık batiyor söylentisi çıkan, çok kazandiran bankaların logolarının mavi olmasi ise yeterli degildir. Mavi, ayrıca yeme içgüdüsünü azaltan bir renktir. O yüzden fast food zincirleri, içeride mavi hiç bir sey bulundurmazlar. Mavinin en önemli özelliklerinden birisi de çok uzaklardan fark edilebilmesidir. Kırmızı ise en dikkat çekici renklerden birisi olmasına rağmen yakından kolaylıkla farkedilirken, uzaktan daha zor ayirdedilmektedir. O yüzden batıda gökdelenlerin ve yüksek noktaların üzerindeki, uçaklar için konulan uyari ışıkları maviye çevrilmişken bu bilgiden yoksun biz, hala ısrarla kirmızı işaret ışıklarını kullanmaktayız. Oysa kırmızı uzaktan dikkati çekmez. Son dönemde batida polis otolarinin üzerinde dikdörtgen ışıklar görmeye başladık, bunların genellikle yarısı mavi, yarısı kırmızıydı. Bunun nedeni de yakındaki aracında uzakdaki aracında bu ışıgı uzaktan farkedilebilmesiydi. Bu lambalar özentilikten dolayı Türkiye'ye de geldi ve polis otolarının üzerine konuldu. Tabii nedeni bilinmeden...

    Turuncu
    Portakal rengi ise çabuk dikkati çeker. Eğer bir ürün ve markada ise bu ürün herkes için imajını verirsiniz. İnsanlar o kapıdan içeri rahat girebileceklerini hissederler. Hem rahatlatıcı hemde harekete geçirici bir etkisi vardır. Portakal rengi, bulunduğu grubu sayıca çok gösterir. 1974 Dünya Kupasi'nda Hollanda milli takımının başında olan Ernst Happell "Bu turuncu formalarla biz sahada rakip takımdan daha fazla sayıda görünüyoruz." demiş.


    Gri

    Gri, diplomatik ve ağır bir renktir ama hareketsizliği, yavaşlığı ve ciddiyeti temsil eder. Silahli Kuvvetlerde her yeri griye boyarız. Kapılar, kaloriferler... Devlette de herşeyin gri olmasının mantıgı buna dayanır. Yaratıcılığı öldürdüğü öne sürülür.

    Bronz
    Bronz, genelde negatif bir etki yaratır. Tepki almak istediğinizde işe yarar. Belki biraz da içki rengi ile benzeşmesi yüzünden içki reklemlarında kullanılır. Kimi bankaların yazı karakterlerinde altın-bronz karışımı bir şekil ve renk kullandığını görürsünüz çünkü bu renkler altını ve parayı çağırıştırır.

    Mor
    Mor, nevrotik duyguları açığa çıkardığı, insanları bilinç altinda pesimistik bir psikolojiye itip korkuttuğu tespit edilen bir renktir. 1998 yılında Ataköy'de çatıdan atlayarak intihar eden çocuğun şizofren olduğu öğrenilmişti. İntihar resminde, yerdeki ajandadan, bir kenara savrulmuş çakmağa kadar herşey mordu. Çocuğun tırnakları dahi mora boyanmıştı. İntihar edenlerin çogununda beğendiği bir renk olduğu yapılan araştırmalar sonucunda saptanmıştır.

    Pembe
    Pembe giyenlere, hizmetlerinden dolayı ödeme yaparken kendimizi daha rahat hissettiğimizi tespit etmişler. İngiltere'de Boots ve Marks and Spencer mağazalarında tüm tezgahtarların pembe gömlek giydiklerini duydum.Bu değişikliğe bir çok mağazanın başladığını girdiğiniz yerlerde görebilirsiniz.. Kız arkadaşım pembe giydiğini zaman ona yaptığım harcamanın büyüklügünü sadece o gittikden sonra kavrayabiliyordum :)

    Sarı
    Sarı, geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin ifadesidir. Ayrıca Yol çizgilerinin beyazdan sarıya dönüştürülmesindeki sebep de sarının dikkat çekici bir renk olmasından kaynaklanır. Sanılanın aksine sarı beyazdan daha göz alıcı bir renktir. Geçiciliğin ifadesi olduğu için de tüm dünyada taksiler sarıdır; dikkat çeksin ve geçici oldugu bilinsin diye. Araba kiralama firmaları logolarında hep sarıyı kullanırlar. "Ürün geçici, lütfen geri getirin." demek istiyorlar. O yüzden dünyada hiçbir banka ambleminde sarıyı kullanmaz. (Portakal ve bronz ya da bakır kimi zaman yer alabilir.) Paranın geçici degil, kalici olmasını isterler. Benim bugüne kadar sarıyi logosunda baskın bir renk olarak kullandığını gördüğüm tek banka Vakıfbank'tır.

    Beyaz
    Beyaz, istikrarı, devamlılığı ve temizliği simgeler. Bu yüzden eğer üzerinde fazla şaibeler olan bir politikacıysanız, beyaz ağırlıklı kıyafetleri seçmelisiniz. Beyaz elbiseler sizin temiz oldugunuz imajını verir.Cem uzanın seçimler sırasında beyaz takımlar giyip sürekli beyaz kıyafetler giymesininin nedenii danışmanlarının onu bu konuda uyarmasıdır


    Rodin Alper Bingöl
    Grafik&Tasarım Uzmanı
    Bilge Adam Bilgisayar Eğitim Merkezi

    September 16

    OSMANLI DEVLET ARMASINDA BULUNANA REMZ VE ALAMETLERİN ANLAMI

                  Güneş halifeliği, ay padişahlığı, silahlar devlet gücünü, çiçekler sevgi ve muhabbeti, terazi adaleti, kitap hukuku ve Allahın kanunlarına bağlılığı en alttaki yuvarlak şekiller başarılı kişilere verilen  devlet nişanlarını ifade eder.

                 En üstteki yuvarlak içindeki tuğra devrin padişahının tuğrasıdır.Ayın içindeki yazı:

    Osmanlı Devletinin Padişahları Allah-u Taalâ'nın  muaffak kılması ve yardım etmesine dayanırlar

    ŞEYH EDEBALI'NIN OSMAN BEY'E NASİHATI

    Oğul,

    İnsanlar vardır,şafak vaktinde doğar

    Akşam ezanında ölürler.

     

    Avun oğlum avun,

    Güçlüsün,kuvvetlisin,akıllısın,kelamlısın

    Ama,bunları nerede,nasıl kullanacağını bilmezsen

    Öfken ve nefsin bir olup aklını yener,

    Sabah rüzgârlarında savrulur gidersin.

     

    Daima sabırlı,sebatlı ve iradene sahip olasın.

    Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir.

    Bütün fethedilmeyen gizemler,bilinmeyenler,

    Görülmeyenler,

    Ancak senin erdemlerinle

    Gün ışığına çıkacaklar.

     

    Ananı-atanı say.Bereket büyüklerle beraberdeir.

    Bu dünya inancını kaybedersen

    Yeşilken çorak olur,çöllere dönersin.

    Açık sözlü ol.

    Her sözü üstüne alma,gördün söyleme,bildin bilme.

    Sevildiğin yere sık gidip gelme.

    Kalkar itibarın, muhabbet olmaz.

    Üç kişeye acı:

    Cahiller arasındaki alime,

    Zenginken fakir düşene,

    Hatırlı iken itibarını kaybedene.

    Unnutmaki! Yüksekte yer tutanlar

    Aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

     

    Haklı olduğunda mücadeleden korkma.

    Bilesin ki atın iyisine doru,

    Yiğidin iyisine deli derler... 

    AHİLİK EDEPLERİ

    HARAMA BAKMA

    NEFSİNE HAKİM OL

    HARAM YEME

    DOĞRU,SABIRLI,DAYANAKLI OL

    YALAN SÖYLEME

    BÜYÜKLERİNDEN ÖNCE SÖZE BAŞLAMA

    KİMSEYİ KANDIRMA

    KANAATKÂR OL

    DÜNYA MALINA TAMAH ETME

    YANLIŞ ÖLÇME

    EKSİK TARTMA

    KUVVETLİ VE ÜSTÜN DURUMDA İKEN AFFETMESİNİ,

    HİDDETLİ İKEN YUMUŞAK DAVRANMASINI BİL

    KENDİN MUHTAÇ İKEN BİLE BAŞKASINA VERECEK KADAR CÖMERT OL

    DİN VE MEZHEP AYRILIĞI GÖZETMEDEN BÜTÜN İNSANLARA KARŞI SEVGİ BESLE

    TOPRAĞA BAĞLAN

    SUYU İSRAF ETME

    AĞAÇ DİK

    GÜÇLÜ OLMAK İÇİN KUR'AN-I KERİM OKU

    BAĞI BAHÇEYİ VİRAN BIRAKMA

    HADİS EZBERLE

    BİLDİKLERİNİ ÖĞRET

    FAYDALIYI FAYDASIZI AYIRMASINI BİL

    ...

     

    August 31

    İnsan Hallerinde Allaha Yaklaşım

    NESELI ANLARDA ALLAHA SÜKRET

    ZOR ANLARDA ALLAHI ARA.

     SESSIZ ANLARDA ALLAHA IBADET ET.

     ÜZÜNTÜLÜ ANLARDA ALLAHA GÜVEN.

    HER ANIN IÇIN ALLAHA TESEKKÜR ET

    BİR BELEYA UĞRAMIŞ GÖRDÜĞÜNDE HAMDET

    AMA ASLA BELA İÇİNDEYKEN ŞÜKRETME ÇÜNKÜ ŞÜKÜR ARTIRICIDIR.

    August 15

    KOLA VE SAGLIK ILISKISI

     

     Bir litre kolali icecek yaklasik 400 kalori esdegeri seker, 0,15 gram kafein
    degisik miktarlarda renk veren maddeler, orijinal tadi saglayan kola ozu ve
    esas onemlisi gazli icecek olmasini saglayan fosforik asit iceriyor. Yakin
    zamanda yayimlanan butun arastirmalar basta cocukluk cagi olmak uzere buyuk yas gruplarinda sismanlik ile kola tuketimi arasinda onemli bir baglanti
    oldugunun uzerinde duruyor.Kolali icecekler bir taraftan kan sekerini hizli bir sekilde yukselten,dolayisiyla insulin hormonunu arttirarak vucudun yag depolamaya yonelmesine yol acan yuksek miktarda seker icermesi nedeniyle, diger taraftan sut ve sut urunleri gibi saglikli beslenmenin temeli olan iceceklerin yerine gectigi icin sismanlik riskini olusturuyor.Bunlarin disinda kola icme aliskanliginin fast food beslenmeye eslik ettigini ve kola ile birlikte daha fazla yemek yendigini biliyoruz. Bu
    nedenle cocukluk cagi sismanligi ve buna bagli seker hastaliginin onemli bir
    sotun haline geldigi ABD'deki cocuk sagligi otoriteleri cocuklarin kolali
    iceceklerden uzak tutulmasini oneriyor. Kola ve kemikler

    Kolali iceceklerin esas zararli etkisi ise kemikler uzerinde oluyor. Bundan
    3 yil once Amerikan Tabipler Birligi'nin Cocuk Sagligi Dergisi'nde kolali
    icecek aliskanliginin lise ogrencisi kizlarda kemik kiriklari sikligini 3
    kat arttirdigini gosteren bir arastirma yayimlandi. Daha once benzer yazilar
    yayimlayan bu arastirmaci, kolali icecekler icindeki yuksek miktardaki
    fosforun kan fosforunu yukselterek kemiklerden kalsiyum kemiren paratiroid
    hormonu duzeyini arttirdigini ve bir sure sonra kalsiyumu azalan kemiklerin
    saglamliklarini yitirdiklerini one surdu.Tip literaturunde bu gozlemi destekleyen baska insan calismalarinin yani sira benzer etkinin farelerde oldugunu gosteren arastirmalar da yayimlandi.Daha once belirttigimiz gibi kola icme aliskanligi en onemli kalsiyum kaynagi olan sut ve sut urunlerinin tuketimini azaltiyor ve ergenlik doneminde gunde 800-1200 mg. olan kalsiyum ihtiyacinin karsilanmasini onleyerek de kemik sagligini olumsuz yonde etkiliyor.Bunlarin disinda kolali iceceklerin bobreklerden kalsiyum atilimini arttirdiklari, mide mukoza hucre dongusunu bozdugu, dis curuklerini belirgin bir sekilde arttirdigi, asiri icilmesinin kas hastaligina (hipokalemik miyopati) neden oldugunu gosteren raporlar yayimlandi.Simdiye kadar kolali iceceklerin insanlar icin yararli oldugunu gosteren bir arastirma   yayimlanmadi. Hic kuskusuz kolali icecekler sigara gibi insan sagligini dogrudan ve tehlikeli bir sekilde etkilemiyorlar ama bu onlarin masum oldugu anlamina gelmiyor.

     

     


    Prof.Dr.Sukru HATUN
    Cocuk Sagligi ve Hastaliklari
    Anabilim Dali

    13/12/2003 Cumhuriyet Gazetesi
    Bilim Teknik (873 sayili )eki.

    July 31

    kader

    Kader; soru:madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre oluyor.o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor? cevap:evet herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre oluyor.ama,defterde yazılı olduğu için o şey olmuyor. mesela;meteroloji uzmanı,uydudan gelen fotoğraflara bakarak geleceği görebilmektedir.bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler hemde geleceği görebilir. uzman, uydudan görüyor ki,Türkiye"nin batısından yağmur bulutları geliyor.bulutların hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları yazıyor,"yarın türkiye bulutlu ve yağışlı olacak".bulutların gelmesine bir gün var.bir gün sonra türkiye bulutlu ve yağışlı olsa;acaba meteroloji uzmanı bir gün önceden deftere,bu olayı yazdığı içinmi olaylar oluyor?yoksa uzman olayları uydudan önceden gördüdemi yazdı. doğru cevap;gördüde yazdı.yazdığı için olaylar olmamakta,fakat olayın öyle olacağını önceden görüp yazmıştır. Mesela;aklı başında bir kişiyi, siz sırtınıza alsanız,nereye gitmek istersen seni oraya götüreceğim deseniz,diyelim ki iki yol var biri,tehlikeli yol, öteki tehlikesiz yol.siz baştan o kişiye uyarıda bulunarak her iki yolun durumunu anlatsanız buna rağmen,o kişi beni tehlikeli yoldan götür dese,o tehlikeli yolda başına bir kaza gelse ,size diyebilirmi ki,bak senin yüzünden başıma bu kaza geldi diyemez.çünkü kendi iradesiyle tehlikeli yolu seçmiştir.götüren değil,isteyen suçludur.Güç ve kuvvet yalnız Allah"tandır.bunu felçli hastalar daha iyi bilir.Götüren Allah"tır, fakat tehlikeli yolda gitmek isteyen,insan suçludur. Hem insan başıboş bırakılmış da değildir. Cüz-i iradesinden başka kendisine ait günahları ve borçları vardır.sevaptaki hissesi ise pek azdır.Kimin ve neyin sayesinde sevap işlemiştir düşünmesi gerekir. Allah; birzaman gayet zengin bir ressam,sergi açmak istemiş,fakat sahnenin gerisinde durmuş kendisini konuklara göstermemiş.konuklara hertürlü ikramı yapmış.sergiyi gezen misafirler,harika resimlere bakmışlar,ne kadar güzel resimler diyerek aralarında konuşurlarken birisi, ressamı göremediği için, acaba bu resimler nasıl olmuştur diye bir soru ortaya atmış.bir kısım insanlar,bu resimler kendi kendine olmuştur demişler.bir kısım insanlar resimleri tabiiyyat kanunlarının yaptığını iddia etmişler.bir kısım insanlar ise resimleri,resmi meydana getiren,boya,fırça, tablo birlikte bu resmi kafa kafaya vermişler meydana getirmiştir demişler.bir kısım insanlar ise,harika resimleri ancak bir ressam tarafından yapılabileceğini söyleyerek,kendilerine ikramda bulunan ressamı içeriden,alkışlar ile davet edip,kendisiyle tanışmış ve teşekkür etmişler.işte biz o ressama Allah diyoruz.ressamdan farkı, gerçek ve canlı resimler yaratmasıdır. Resim,ressamın bir parcası olmadığı gibi; ressam da, resmin bir parçası değildir. Soru:Peki,Allah"ı kim yaratmıştır?sorusu(şeytanın insanları kandırmak için sorduğu sorudur) genellikle insanların kafasının karışmasına yol açmış,bu soruda takılıp kalmışlardır. İnsanların bu sorunun cevabını bulmaya çalışması,nafiledir. Mesela; diyelimki bir saraya girmek için yüz kapı var,ama bir kapı kapalı ve sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilir ve anahtarda sadece ondadır.Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık doksandokuz kapının herhangi birinden içeri girebilir.Fakat kapalı kapının önünde durup o kapıyı açamayınca,bu saraya girilemez diyemez,Çünkü diğer doksandokuz kapı açıktır.Aynen öylede,Allah"ı kim yaratmıştır, sorusu farzedelim ki kapalı bir kapıdır.O kapının anahtarı sadece Allah"tadır.Allah"a inanmak için doksandokuz kapı açıktır.Ama inat edip,kapalı kapının önünde durmak ve saray sahibini inkar etmek ve açık kapıdan saraya girmemek akıl karı değildir. Peki Allah yoksa,bu kainatı kim yaratmıştır? bu kainat nasıl olmuştur?yani yukarıdaki harika resimler nasıl olmuştur? sorusunun cevabını inat edenlerin vermesi gerekir. İlmin kapısı Hz.Ali şöyle der,"Varsayalım ki inanmayan inat edenlerin dediği gibi Allah,ahiret,cennet,hesap kitap, vs.yok.Ne inanana bir şey olur,nede inanmamakta inat edene.Ama ya varsa,"inanana yine bir şey olmaz ama inanmamakta inat eden; işini şansa bırakmış olur ki buda akıl karı değildir. Tevekkül ve dua; bir çifçi,evvela(önşart);ürün almak için,1-toprağını nadasa koyacak,2-toprağını sürecek,tohumu dikecek,3-sulayacak.vb.fiili dua edecek. Sonra; Allah"a ,ürün vermesi için kavli(sözlü) dua edecek.Çünkü bir afet gelir ürünü alıp götürebilir.Mesela;Çekirge ve sel afeti gibi.Şartlardan birinin eksik olması,neticeye engeldir. Dua eden kişi için o istediği, kendisi hakkında hayırlı olup olmadığını dua eden bilemez.O halde duam niye,niçin kabül edilmedi diye,üzülmemelidir. Mesela;Bir anne ve baba hiçbir zaman çocuğunun kötülüğünü istemediği için ,terbiyeye muhtaç çocuğunun her istediğini de yapmaz .Bu imtihan dünyasında,sınırlı ve kayıtlı olduğumuz için her istediğimizi elde edemeyiz,her istediğimizi yapamayız.Fakat her istediğimizi elde edecek ve her istediğimizi yapabileceğimiz bir yer vardır ki o yere cennet derler. Her şeye muhtaç olan kişinin , Samed olan Allah"ın kapısını çalması doğru bir şeydir.Yanlış olan, herşeye muhtaç bir kişinin, kendisini hiçbirşeye muhtaç olmadığını zannetmesi ve dua etmemesidir. Şeytan, Şeytan"ın aslı cin olup ateşten yaratılmıştır.İnsanın apaçık,bir düşmanıdır.Mahlukatı,Allah"a düşman etmek için fırsat kollar. Bu hayatı insanlar için cehenneme çevirmeye çalışır. İnsan, şeytan"dan herbakımdan üstündür.Fakat şeytan"ıda hafife almamak gerekir.Çünkü Hz.Adem babamız ile Hz.Havva annemizin cennetten çıkmasına vesile olmuştur.Biz şeytanın inadına,bu dünyayı cennete çevirmek için çalışmalıyız. Sakın sizi şeytan, Allah afedicidir diye yanıltmasın.Çünkü, Allah af edicidir ama, kul hakkı hariçtir. Şeytan,Allah"ı inkar etmemektedir ama,O"na düşman olduğu,iman etmediği için ezeli ve ebedi olarak cehennemden çıkamayacaktır. İnkar etmemek ayrıdır,iman etmek ayrıdır,hiç inanmamak ise,hiçmi hiç akıl karı değildir.İnsanlar korku ile ümit arasında olmalı. Acaba cennetlikmiyim, yoksa cehennemlikmiyim sorusunu merak etmek yerine, en kötü ihtimali göz önüne alarak, tedbirimizi almak; daha akıllıca bir iş olsa gerektir.Allah'tan ancak O"na iman etmeyenler,ümidini keser. Son nefese kadar,kimin ne olacağı,(şeytan hariç)bizce mechuldur.Cennet ucuz olmadığı gibi, cehennem dahi lüzümsuz değildir. Din, Her semavi hak dinler,medeniyetin ve insanın maddeten ve manen yükselmesini,daha iyiye ve ileri gitmesini savunur. İslam,bir lokma bir hırka felsefesine karşıdır.Yarın ölecekmiş gibi, ahirete, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya teşvik eder,İki günü aynı olan ziyandadır,komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir, haksız yere bir insanı öldüren,tüm insanlığı öldürmüş gibidir, düşüncesini savunur.Tek ilah vardır. O ilahın adı Allah"dır. Zerrece Allah"a imanı olan ve O"na düşman olmayan herkez, hesaptan sonra cennete girecektir. İslam; Peygamberi Hz.Muhammed"tir,Kitabı Kuran-ı Kerim"dir. Bir Müslüman,hem İncile,hem Hz.İsa"ya, hem,Tevrata, hem Hz.Musa"ya yani tüm semavi kitap ve peygamberlere zaten inandığı için din değiştirmesi, hiçmi hiç akıl karı değildir. Namaz, Dininin direğidir.Bir insan,Allah"ın benim namazıma ihtiyacı yoktur,demesi,hasta birinsinin,doktara "ey doktor senin ilaca ne ihtiyacın var demesine benzer ki,Allah"ın bizim namazımıza elbetteki ihtiyacı yoktur,bizim namaza ihtiyacımız vardır.Bedenin havaya ve suya ihtiyacı olduğu gibi, ruhunda manevi gıdaya ihtiyacı vardır ki o gıdalardan biriside "Hu" kelimesidir.İnsanlar her nefes verişte bilmeden,gayri ihtiyari "hu" derler.Hu ,Allah demektir.Aslında her şey Allah"ı anmaktadır.İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin sebebi ve hikmeti ,Allah"ı tanımak ,O"na dua ve ibadet etmektir. Hayat, Helal şekilde; Çalışınız,kazanınız,yiyiniz,dağıtınız,paylaşınız,ama israf etmeyiniz.Kara günler, yaşlılığınız ve ahiret içinde,azık ayırınız. İlimin ,malın ve kuvvetin önemini fark ediniz.Bunları insanlığın hayrı için ve helal bir şekilde kullanınız. Şeytanın,dünyayı fesada veren ve insanlar için dünyayı çehenneme çeviren,sen çalış ben yiyeyim ve ben tok olayım başkası açlıktan ölsün bana ne düşüncesini ,ortadan kaldırmak ve sosyal dengeleri kurmak için çalışmak insanlığa yapılacak en büyük hayırlardan biri olsa gerektir. İlim, Bir zaman iki ayna var imiş,her iki aynada yüzlerini gökteki güneşe çevirmiş,aynalarda akseden,tecelli eden güneşi , insanların yüzlerine her iki ayna da çevirdiğinde, insanların gözlerini kamaştırmışlar. Aynalardan biri gururlanarak ben insanların gözlerini kamaştırdım diye gururlanmış ve kendisinde bir şeyler olduğunu tevehhüm, zan etmiş.Diğer ayna ise mütevazı birşekilde,aslında kendisinde bizatihi bir şey olmadığını,gökteki güneş olmasa hiçbirşeye yaramadığını, önceki aynaya söylemiş. İşte gururlu ayna, sihir ve büyü gibi zararlı ilimler ile ilgilenip insanları kendisinin etkilediğini zanneden şeytan gibidir.Ama mütevazı ayna ise mücize ve kerametin asıl sahibinin kendisi olmadığını bilen ve faydalı ilimler ile ilgilenen bilge kişidir.Gıbta edilecek kişi gökteki güneşin ısı ve ışığına mazhar olan kendisini güneş zannetmeyen ama güneşi gösteren, kişidir.Bu aynaların en güzelleri peygamberlere aittir.en kötüleri ise şeytan ve şeytan gibilere aittir. Şeytan ve şeytan gibi kötü kişilerin şerrinden Allah"a sığınmak gerektir.Çünkü insanları ve insanlığı tesirleri altına alabilmekte ve aldatabilmektedirler.Her insan kabiliyeti nispetinde güneşe mahzar olabilir ve olmalıdırda. Asıl olan aynayı insanlığın hayrına kullanmak ve ayna olduğunu hiçbirzaman unutmamaktır.Aynadan kasıt insan, güneşten kasıt ise,Allah'tır. Güneş bize ışık ve ısısı ile çok yakındır,biz ise güneşe çok uzağız.Ama ayna vasıtasıyla,bir nebze güneşin özelliklerini anlayabiliriz. Veya uzay mekiği ile güneşin hakiki nuruna ve ısısına yaklaşabiliriz onu yakından inceleyebiliriz ki,bunu mirac hadisesinde Hz.Muhammed bizzat refref'e binerek çok kısa bir zaman zarfında yapmıştır. Cenneti,cehennemi ve kainatın yaratıcısını görmüş,gidipte görenmi var veya gidipte dönenmi var sorusunuda cevapsız bırakmamıştır. Mesela, koca bir kütlesi olan dünyamızı,vasıtasız ve çok süratli birşekilde götüren ve döndüren, bir insanı elbette ve evleviyetle daha hızlı ve kısa bir sürede götürmeye ve geri getirmeye muktedirdir ve aynen öylede olmuştur. İnsanlığa faydalı bilgileri, tanıdık,tanımadık,başkaları ile de paylaşınız,yayınız. Ben bu bilgileri bilmiyordum,bana kimse öğretmedi diyen kişinin hesabı; bilenden, bildiği halde susandan ve hakikatı ve doğruyu yaymayandan sorulacaktır. Malın zekatı olduğu gibi,ilminde zekatı ve kuvvetinde bir zekatı vardır.Bilen ile bilmeyen bir değildir.İlim mümin"in yitiğidir, nerede olursa alır.İlim Çin"dede olsa alınız.Hayatta,en hakiki murşit ilimdir. Faydalı tüm ilimlerden istifade ediniz,ettiriniz. Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz. Okuyunuz,okutunuz.Ne demiş yunus emre,'İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir,sen kendini bilmez isen ilim nice okumaktır.' Ruh nedir; Ruh insanın aslıdır,kendisidir.Mahiyeti,bir şekli sureti ve şuuru olan bir kanundur, yerçekimi kanunu gibi,ama yerçekimi kanununun bir şekli, sureti ve şuuru yoktur.Fakat dünyadaki işleri yapabilmesi için, ruh"un elbisesi,bineği mahiyetinde olan bedene ihtiyacı vardır.Ruh katiyen bakidir,yani ölümsüzdür. Ey insanlar, baki bir aleme gideceksiniz,o halde hazırlıklı olun.Ölüm,ruhun bedenden çıkması daha önce vefat etmiş olan sevgili anne ve babanızın ve dostlarınızın yanına gitmektir. Mesela ;bir şöför nasıl aracından inince araba hiçbir işe yaramaz ise,ruh"ta beden aracından inince, beden hiçbir işe yaramaz.Kabre konan bedendir.Siz ise ruhsunuz.Ruh berzah alemine gitmektedir. ölüm yokluk ve hiclik değildir.Kim yok olmak isterki,Ezeli ve ebedi bir Allah"ın sevgili mahlukatıda ebedi olmalıdır.Fakat mahlukatın ebediliği bizatihi değil, Allah"ın dilemesiyledir. Ey insanlar ve cinler ezeli ve ebedi cennete girmek,ebedi yaşamak,her istediğini yapmak ve Allah'ı görmek istemezmisiniz. Ey sevgili ruh,bunun için Allah'a şükretmeli ve iman etmeli değilmisin. HULASA : Allah,birdir, hiçbirşeye ihtiyacı yoktur,ne birbaşkası O'nu yaratmıştır nede O'nun bir çocuğu vardır.O'nun eşi ve benzeri yoktur.
    July 22

    ünlülerden sözler

     Ne zaman insanlar benimle ayni fikirde olsa, hatali oldugumu dusunurum.
    Oscar Wilde

    - Her zaman dogruyu soyle, ne dedigini hatirlamak zorunda kalmazsin.
    Mark Twain

    - Hicbir seye sahip degilsiniz, hicbir sey kaybedemezsiniz.
    William Shakespeare

    - Kimse sana senden iyi ogut veremez.
    Cicero

    Namazın Hareketleri Ne Mana İfade Eder?

    Namazın Hareketleri Ne Mana İfade Eder?

        1961'lerde evrimciliğin iyice alevlendirildiği günlerdeydi. Rahmetli
    Hacı Nazif Çelebi Süleymaniye camiinde bir öğle namazı kıldırmış, turistler
    de etrafını alarak imam kıyafeti içinde iken kendisine suallar sormuşlardı.
    Bunlar itirazcı suallerdi. Kimi, insanın maymundan geldiğini iddia etmek
    istiyor;kimi de, "seyrettiğimiz namazınızda niçin ayakta duruyor,eğiliyor,
    başınızı yere koyuyorsunuz. Bunun ne manası var?

        Bizim gibi sandalyeye oturun, papazın duasını dinleyin yeter",
    diyordu.

        Rahmetli Hacı Nazif'in bunlara verdiği cevaplar hiç aklımdan çıkmaz.
        Ruhunu şad etmek niyetiyle size de arz edeyim seneler sonrasında.

        Evrimci turiste dönerek konuşan Çelebi, şöyle dedi: - Biz namazımızda
    önce ayakta, sonra rükûda, sonra da secdede oluyoruz.

        Bunun bir hikmet ve manası şudur.Ayakta iken ilk insan ilk babamız
    Âdem'in (elif)ini yazarız. Bununiçin (elif) harfi gibi dimdik, upuzun
    dururuz. Sonra rukûa eğiliriz. Bununla da Âdem'in (dal)ını yazmış oluruz.

        Geriye(mim) kalır. Onu da yere başımızı koyar, (mim) gibi olur öyle
    yazarız. Böylece her namazda babamız, Âdem'in adını yazar,maymundan
    geldiğimizi iddia edenleri fiilen reddetmiş oluruz. Bunun için maymunculuk
    iddiası bizde tutunamaz. İkincisine gelince: Namazımıza ilk başladığımızda
    ayakta iken Rabbimizin üzerimizde tecelli eden sayısız nimetlerini düşünür,
    sonra bu nimetleri verenin huzurunda minnet ve şükranla eğiliriz.

        Ancak bu eğilmeyi de kafi bulmayız, sonra kalkıp başımızı yere koyar,
    başımızla da minnetimizi dile getirmiş oluruz. Başımızı şunun için yere
    koyarız. Baş bedenin tümünü de idare eden en yüce varlığımız, en kıymetli
    organımızdır. Bununla demiş oluruz ki:

        - Ey Rabbimiz, varlığımızın en kıymetli kısmı başımızdır. İşte
    huzurunda başımızı dahi yerlere sürüyor, sana olan minnet ve şükrümüzü en
    kıymetli varlığımızı yerlere koymakla ifade ediyoruz. Şayet başımızdan daha
    kıymetli bir organımız olsaydı onu da huzurunda iftiharla yerlere serer,
    minnet ve şükrümüzü onunla da ifade etmek isterdik.

        Bu açıklamalardan sonra rehber turistin cevabı şöyle oldu:

        - Tamam tamam. Biraz daha anlatırsan grubumuza burada namaz

        kıldıracaksın. Bu sırada turistin biri Çelebi'ye yaklaşıp sordu:

        - Bundan sonraki namazınız saat kaçta olacak? Anlattığınız manada bir
    namazı ben de aranıza karışıp kılmak istiyorum. Bana çok uygun geldi bu
    anlayış içinde ayakta durmak, eğilmek, başı yerlere koyup Yaradan'a
    minnettarlığını ifade etmek.


    Bence de ibadet budur.

    alıntı =kenan kaya
     
     
    benim eklediğim
     
    namazda
    ayakta durmak tüm bitki alemini ifade ederki bitkiler Allaha böyle ibadet eder.
    ruku hayvanlar alemini ifader bütün hayvanların sırtı havaya bakar
    oturmakta cansız varlıkları ifade eder
    insan böyle namaz kılmakla tüm varlığın ibaddetini bir seferde yapmış olur.
     
     
     
    neden iki kere secdeye gideriz
    Allah Hz Ademi yarattığı zaman meleklerine secde etmesini emreder böylece tüm melekler secdeye kapanır. Fakat Azazil (şeytan) kendisini üstün görerek secde etmez bunun üzerine ceza olarak yüzü çok çirkin bir hal alır
    bu durumu gören melekler tekrar secdeye kapanır.
     
     
    neden beş vakit kılınır
    5 büyük  peygambere belli vakitler namaz kılması emredilmiştir. Peygamberimize 6. olarak hepsini kılması farz olmuştur.
     
     
    mirac sırasında namaz vakitleri 40 vakit emredilmişti peygamber efendimiz  cebrailin yanına gelince ümmetine bu ağır gelir diye söyleyince peygamber efendimiz geri dönerek vakitlerin azaltılmasını ister böyle gidip gele gele en sonunda 5 vakite indirilir.
    July 07

    RENKLERİ KULLANMA SANATI

    İlkbaharla birlikte doğada renkler coştu. Soluk günlerin yerini renkler aldı...
    Kırmızı, mavi, yeşil, beyaz, sarı… Yaşamı güzelleştiren renkler doğru yerde
    ve doğru zamanda, doğru kombinasyonlarla kullanıldığında satıştan reklama, finans dünyasından sanata, mimariden tekstile neler yapılabilir, neler kazanılabilir ya da tam tersi kaybedilebilir bilmek ister misiniz?

    Renklerle duygular ne denli içiçedir çoğu kez fark etmeyiz. Başkalarına iletmek istediğimiz mesajlarımızı aktarmakta renkler ne denli etkili bir araç olabilir ya da bizlere iletilmek istenenleri nasıl da taşır yerleştirirler duyularımıza ve beynimize, çoğu kez düşünmeyiz bile.

    Oysa renklerle ve onların kombinasyonları ile duygular, düşünceler sözlü ya da yazılı araçlara gerek kalmaksızın aktarılabilir.

    Ciddi bir hukuk firması potansiyel müşterilerine güvenilirliğini ofis dekorasyonunda ve logosunda koyu renkleri kullanarak hissettirebilir.

    Öte yandan, bir diş hekimi bekleme odasında kırmızı, turuncu gibi renklerle bunların tonlarını ağırlıklı olarak kullanarak, hastaları rahatlatacağına stresli bir atmosfer yaratıp arzulananın tam tersi bir etki yaratabilir.

    Bir banka dekorasyonunda ağırlıklı olarak kullanılacak kırmızı renk, hem müşterilerde hem de çalışanlarda gerginlik hissine neden olacaktır.

    Bir iş görüşmesinde ciddi ve ağırbaşlı bir izlenim uyandırmak için giyiminizde gri tonlarına veya az sonra anlatacağım 'klasik renk kombinasyonuna' ağırlık vererek olumlu puan toplayabilirsiniz.

    Her rengin sayısız tonu vardır ve bu tonlar değişik etkilere yol açar. Bir örnek verecek olursak, kırmızı uçuk pembeden koyu bordoya kadar bir yelpazeye sahiptir. Renklerin bu sayısız ton zenginliği ile milyonlarca değişik kombinasyon yaratmak mümkündür.

    Hangi rengi hangi amaç için ve ne oranda kullanmak doğru etkiye neden olur? Bu sorunun cevabı sadece mimarlar, dekoratörler, pazarlamacılar, reklamcılar için değil, günlük yaşamda herkes için son derece yararlıdır. Doğru kullanılan bir renk efekti bir mekanın sıcak ve davetkar olmasını, bir grafik tasarımın dikkat çekiciliğiyle akılda kalmasını sağlar.

    Renklerin kullanımı hem basit, hem karmaşıktır. Değişik kültürlerden farklı insanlara farklı şeyler ifade etse de, ve hiçbir renk, iki ayrı insana aynı görünmese de insanlar üzerinde uyandırdıkları etkinin hemen her kültürde aynı olduğu araştırmalarla saptanmıştır.

    Renkleri uyandırdıkları etkiye göre sınıflandırmak gerekirse…

    "SICAK RENKLER": En güçlü renk olan kırmızı buna örnektir. Agresif bir etki uyandırır. Dikkat çeker, insanın kan basıncını yükseltir. Reklamcılıkta grafik tasarımlarda çok kullanılır.

    "SOĞUK RENKLER": Mavi ve yeşilin birçok tonu bu sınıfa girer. 'Buz'u ve 'kar'ı çağrıştırırlar. Metabolizmayı yavaşlatıp sıcak renklerle yanyana kullanıldığında ateş ve buz etkisi yaparlar.

    "ILIK RENKLER": Sarının kırmızı ile karışımından oluşan renkler. Turuncu, sarı-turuncu. Rahatlatıcı, davetkar bir etki yaparlar. Günbatımı gibi, objelerin görünümünü zenginleştiren bir efekt sağlarlar.

    "AYDINLIK RENKLER": Soluk pastel tonlar bu sınıfa girer. Aydınlık etkileri transparan olmalarındandır. Akışkanlık, uçuculuk etkisi uyandırılar. Bu gruptaki kombinasyonlarda renkler arasındaki kontrastlar en düşük düzeydedir.

    "KOYU RENKLER": İçinde siyah bulunan renklerdir (kırmızıya siyah katılarak elde elde edilen koyu bordo, maviye siyah eklenerek elde edilen lacivert ve gece mavisinin tonları gibi). Mekanın olduğundan küçük görünmesine neden olurlar. Sonbahar ve kışı çağrıştırırlar. Parlak ve koyu renklerin birarada kullanılması, gün ve gece gibi zıtlık duygusu uyandırır.

    "SOLUK RENKLER": %60-75 oranında beyaz içerirler. Fildişi, uçuk mavi, uçuk pembe gibi. Bulutsu, yumuşak bir atmosfer yaratırlar. Genellikle iç mekanlarda kullanılırlar.

    "SERİN RENKLER": Soğuk renklerden farkı, içindeki sarı rengin etkisidir. Firuze'nin rengi bu sınıflamaya bir örnektir. Doğada var olan renklerdir. İlkbahar gibi insanı yenilenmiş hissettiren renklerdir. Derinlik ve rahatlama duygusu uyandırırlar. Tropikal iklimde serinletici bir havuzda yüzme hissi gibi…

    Doğada renklerin tek başlarına değil, birçoğunun yanyana, içiçe olarak, renk kompozisyonları halinde bulunduğu görülür. Hayatımızda renklerin birarda kullanılmasıyla elde edilen kompozisyonlarsa bizleri önemli ölçüde yönlendirmektedirler...

    Farklı renk kombinasyonlarının ilettiği mesajlara gelince…

    "GÜÇ ETKİSİ": İçinde kırmızı rengin bulunduğu tüm kombinasyonlar. (Kırmızı-yeşil/mavi, kırmızı/turuncu-turkuaz… gibi)

    "ZENGİNLİK ETKİSİ": Koyu tonlu renklerin kombinasyonuyla iletilir… Statü ve varlığı çağrıştırır. (bordo-lacivert, lacivert-koyu yeşil, mor-lacivert… gibi)

    "ROMANTİK ETKİ": Kırmızı gibi ilgi ve heyecan uyandırır ama diğerinden daha yumuşak bir etki yaratırlar. Pembenin yanısıra, somon, uçuk leylak rengi, uçuk sarı gibi pastel renklerin birarada kullanıldığı kombinasyonlardır. İç mekanlarda tercih edilir.

    "DAVETKAR ETKİ": Sarıya yakın turuncu ve amber renginin birarada kullanıldığı kombinasyonlar klasik bir güzelliğin yanısıra candan, samimi bir etki yaratırlar. Bu kombinasyonların mağazalarda, lokantalarda kullanılması doğru bir seçim olur.

    "KLASİK ETKİ": Güç, otorite, devamlılık, güvenilirlik, sorumluluk mesajları taşıyan bu kombinasyonlarda gece mavisi mutlaka yer alır. Bu rengin yanında da, sarı, turuncu tonları, değişik tonlarda başka maviler kullanılabilir. Finansal kurumlarda, hukuk bürolarında kullanılması müşterilere karşı istenen etkiyi uyandırabilir.

    "HAREKETLİLİK ETKİSİ": Başta parlak sarı olmak üzere canlı turuncu, çimen yeşili, lila gibi parlak renklerin birarada kullanılması ile hareket, canlılık imajı uyandırılabilir. Turizm ofislerinde, reklam şirketlerinde tercih edilebilecek bir renk seçimidir.

    "YUMUŞAK ETKİ": İçinde somon rengi olan, aydınlık renklerden oluşan kombinasyonlar yarattığı rahatlatıcı etki nedeniyle başta ev dekorasyonları olmak üzere, giyimle ilgili mağazalarda, lokantalarda kullanılabilir.

    "ENERJİK ETKİ": Fuşya renginin hakim olduğu kombinasyonlar, enerji ve aktivite mesajı verir. Sporla ilgili giyecekler ve malzemelerde (cimnastik, kayak giysileri vb.) sıkça kullanılır.

    "PROFESYONEL ETKİ": Genellikle profesyonel iş hayatında tercih edilen grinin kurşuniden açık griye kadar olan tonlarından oluşan kombinasyonlardır. Gri, sıkıcı ama pratik bir renktir. Ağırbaşlı, duygusallıktan uzak bir etki yaratır.

    Otomobil endüstrisinden reklamcılık sektörüne, tekstilden dayanıklı tüketim ürünlerine kadar her alanda, uzmanlar ulaşmak istedikleri kitlelere göre renk seçimleri ve bir sonraki yıl ya da yılların renk modası hakkında araştırma ve çalışmalara zaman ayırır, önem verirler.

    Eski bir ürünün yeni renklerle sunulması, yenilenme etkisi yapar (tasarımı aynı kalsa da yeni renk seçimleriyle satışa sunulan otomobiller, mutfak aletleri gibi), talepte artışa neden olur.

    Otomobil kullanan ve satın alan kadın sayısının artması ile, eskiden erkek alıcıların eğilimlerine göre tasarlanan renkler, artık kadın tüketicilerin tercihlerine göre de tasarlanmaya başlandı.

    Renklerin dilini kullanmayı bir tür sanat olarak adlandırmak yanlış olmaz inancındayım. Renklerle hayatımızı güzelleştirmek, bilinçli seçimlerle çevremize kendimizi doğru ifade edebilmek için bu sanatı anlamak ve kullanmak yaşamımızı kolaylaştıracaktır.


     

    July 06

    bilgi kaynakları 2

    bilgi arama ve bilgi kaynakları


    şüpesiz google bir numaralı başvuru kaynağı fakat nasıl kullanılacağını bilinmez ise oda çok sıkıcı oluyor. neyse işimize dönelim. 
     
    "aranacak kelime" 
    aranacak kelimeleri çift tırnak içine almak  kelimelerin birleşik halde bulunmasını istemektir.
    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    'arnacak kelime'
    daha iyi sonuçlar alırsınız
    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    -aranacakkelime
    istemediğimiz kelimeleri çıkartırız.
    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    filetype:pdf
    dosya türünü belirtmek için kullanırız. örn doc,xsl, exe

      34 + 34 = 68
    16 feet in centimeters araması size 487.68 cm olarak yanıtı verecektir.
     
    arama alanı hesap maskinesi yerine kullanabilirsiniz
     

    define: asp
     
    tanım aramak için

    Not :
    1. http://scholar.google.com adresi bilim adamı ve araştırmacılar için hazırlanmıştır. (Bilimsel yayınlar,konferanslar v.b)
    2. maps.google.com ve Google Earth Uydu fotografları ile tüm dünyadan en küçük birimlere kadar haritalar sunar.
    Daha geniş bilgi için bkz. : http://www.google.com.tr/intl/tr/help/features.html  
    kaynak:http://w3.gazi.edu.tr/~ertan/gog.htm
     

    April 25

    mevlana

    Come, Come again !
    Whatever you are...
    Whether you are infidel,
    idolater or fireworshipper.
    Whether you have broken your vows
    of repentance a hundred times
    This is not the gate of despair,
    This is the gate of hope.
    Come, come again...

    Mevlana Jelaluddin RUMI

    April 24

    Gesi Baglari

    Gesi Baglari

    Gesi baglarinda dolaniyorum,
    Yitirdim yarimi, aman araniyorum.
    Bir çift selamına guveniyorum
    Gel otur yanıma hallerimi soyleyim
    Halimden bilmiyor, ben o yari neyleyim.

    Gesi baglarından gelsin gecilsin
    Kurulsun masalar raki konyak içilsin
    Herkes sevdigini alsin cekilsin
    Atma anam atma, su daglarin ardina
    Kimseler yanmasin, anam yansin derdime

    Gesi baglarinda bir top gulum var,
    Hey allahtan korkmaz, sana bana olum var.
    Olum varsa su dunyada zulum var,
    Gel otur yanima, hallerimi soyleyim.
    Halimden bilmiyor, ben o yari neyleyim.

    Parayı değil, başarıyı kovalayan kazanıyor

      Parayı değil, başarıyı kovalayan kazanıyor
    Dev şirketler kuran ve artık iş filozofu olarak kabul edilen birinci kuşak büyük işadamları ve yöneticilere göre iş yaşamında paranın değil başarının peşinde koşanlar, ‘en iyiler’ ile çalışanlar kazanıyor
         EKONOMİ SERVİSİ

         Uzun iş deneyimlerinden felsefe üreten, ‘düşünen’ ve işi sadece para kazanma yolu olarak görmeyen işadamları başarılı oluyor. Türkiye’nin dev kuruluşlarının temellerini atan birinci kuşak işadamları ile Henry Ford gibi hem otomotiv devi Ford Motor’u kurmuş, hem fikirleri ile iş düzenine, endüstriyel ilişkilere yeni sistemler getirmiş işadamlarının yanında, Akio Morita gibi elektronik devi Sony’yi yaratmış büyük işadamlarının, zamanla iş filozofu olduklarına dikkat çeken uzmanlar, bu isimlerin başarısının arkasında da aynı ilkelerin yattığını belirtiyorlar.
         Reklam şirketi TBWA İstanbul’un başkanı Cem Topçuoğlu’nun, dünya devi şirketleri kuran, yöneten önemli isimlerden, 17 yıllık iş yaşamında derlediği özdeyişler ile Türkiye’nin en büyük şirketlerinin temellerini atan birinci kuşak işadamlarının sözleri, ilginç bir paralellik gösteriyor. Kültürel yapılara göre ülkeden ülkeye görece farklılık gösteren iş felsefesi, aslında evrensel ölçekte aynı deneyimleri ve aynı sonuçları yansıtıyor.
         
         Başarının ilkesi aynı
         Deneyimlerini damıtarak yaşam ilkelerini oluşturan başarısı tartışılmaz işadamlarının özdeyiş değerindeki sözleri, ‘en büyük sermeye’ olarak çalışanlarını gördüklerini, iş başarısızlıklarını, daha zekice başlamanın bir fırsatı olarak değerlendirdiklerini, ‘en iyiler’ ile çalışmanın tain edici önemine inandıklarını, zamanlamaya, yaratıcılığa ve bilgiye büyük değer verdiklerini ortaya koyuyor.
         Vehbi Koç, Nejat Eczacıbaşı, Hacı Ömer Sabancı, Ayhan Şahenk gibi şimdi hayatta olmayanların yanı sıra Sakıp Sabancı gibi önemli işadamlarının, şimdi kendi şirketlerinde, hatta başka şirketlerde duvarlara asılan, ‘özdeyiş’ değerindeki sözleri, iş yaşam gurularının kitaplarına konu oluyor.
         
    Patronların başarı ilkeleri      Sadece para kazanmaya odaklanan iş, zayıf bir iştir.
         Henry Ford (Ford Comp. kurucusu)
         
         En iyileri işe al ve yoldan çekil
         Bruce Crawford (BBDO International Başkanı)
         
         İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim.
         Robert Bosch (Boshc kurucusu)
         
         Yaratıcılık beklenmeyeni aramaktan ve deneyimlerimizin dışına adım atmaktan doğar.
         Akio Morita (Sony’nin yaratıcısı)
         
         Başarısızlığın ardından toparlanmak, çoğunlukla başarının üzerine inşa etmekten daha kolaydır.
         Michael Eisner, (CEO Disney)
         
         Aynı sektörde çalışan çoğu insan aynı şekilde kördür. Hepsi aynı şeylere dikkat eder ve aynı şeylere dikkat etmez
         Gary Hamel (İşletme gurusu)
         
         Eğer Hewlett Packard, Hewlett Packard’ın bugün bildiğini bilseydi, şimdi olduğumuzun üç katı karlı olabilirdik
         Lewis Platt, (CEO)
         
    ‘En değerli unsur yetişmiş insandır’     Koç Grubu’nun kurucusu Vehbi Koç, başarıda ‘yetişmiş insan’ın önemini sık sık vurguluyor. Koç’un bu konuda özdeşiy değerinde olan sözlerinden ikisi şöyle: "Her işin başarıya ulaşmasında en değerli unsur insandır. Yetişmiş insan gücü bir ülkenin, bir işyerinin istikbali için en büyük teminattır", "Gençliğin yetişmesine hizmet bir insanlık ve vatan borcudur."
         
    Hayatlarını özetlediler!..     Özel girişimde gerçek ölçü, toplumun varlığını artırmadaki başarı düzeyidir.
         Nejat Eczacıbaşı
         
         Benim en büyük sermayem çalışanlarımdır.
         Ayhan Şahenk
         
         İlkem, bu toprağın bize verdiklerini, bu toprağın insanlarına geri vermektir.
         Hacı Ömer Sabancı
         
         Kızarım biri bana sadece zengin derse, ben sosyal kişiliğimle ve gönül zenginliğimle mutluyum.
         Sakıp Sabancı
         
         Bir iş sadece para için yapılır ise başarılı olunmaz. Çünkü, savaşlar paralı askerlerle kazanılmaz.
         Selçuk Yaşar